Giriş PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Saturday, 08 March 2008

İlk Sözler

Komutanİm, diyerek haberci odama girdi ve Selçuk Yüzbaşİ sizinle görüşmek istiyor, dedi. Gelsin, dedim. Selçuk alayİmİzİn istihbarat subayİ idi.
- Komutanİm, müsaade ederseniz bir hususu arz edeceğim.
- Buyur Selçuk.
- Komutanİm. Ankara’dan aradİlar. Birkaç numaranİn üç aylİk dökümünü istiyorlar bizden.
- Kim istiyor Selçuk?
- İstihbarat Başkanlİğİ komutanİm.
- Senden bunu isteyen kim?
- Uğur Yüzbaşİ.
- Söyle beni arasİn.
- Emredersiniz komutanİm.


Garip bir durumdu. Genelde istihbarat gibi hassas konularda aracİlİk olmaz ya emir verilir yazİlİ olarak ve de gizli ya da görüşmeler birebir yapİlİrdİ en üst düzeyde. Bir yüzbaşİya aracİlİk görevi verilmiş olmasİ garipti. Bir öğleden sonraydİ hatİrladİğİm, Uğur Yüzbaşİ beni aradİ.
- Evet Uğur?
- Komutanİm aramamİ emretmişsiniz.
- Nedir bu hikâye Uğur?
- Komutanİm. Malumunuz biz de merkezden istihbarat yapİyoruz ama mahkeme kararİ çİkarmakta zorluğumuz var. Yİğİlmalar oluyor. İşimiz gecikiyor. Bu nedenle her alaya dağİtİm yaptİk numaralarİ. Onlardan istiyoruz.
- Uğur. Bu doğru değil ki.
- Biliyorum komutanİm ama acil bir durum bu.
- Kim istiyor bunu?
- İstihbarat Başkanİ Tuğgeneral Levent Ersöz.
- Tamam. Bu seferlik yapalİm. Ama bundan sonra yazİlİ emir gönderin. - Emrederseniz komutanİm.
- Sahi, bu numaralar kime ait?
- Biliyorsunuz komutanİm, terörist işte.

Uğur yüzbaşİ ilk kez bu tür sorulara muhatap olmuş olacak ki yaptİğİmİz konuşma pek hoşuna gitmemişti, sesinsen anladİm. Selçuk yüzbaşİyİ çağİrttİm ve bu kez gerekeni yapİn ama bir daha yok, diye emir verdim. Üzerinde durmadİm zira istihbarat ne de olsa istihbarattİ ister Urfa olsun ister Ankara, her şey ülkemiz için değil mi?

Yeni atanmİşİm Urfa’ya. Her yeni görevde olduğu gibi yapİlacak iş çok. Bizden önce Faik albay varmİş. Alayİn önü olmuş otopark, duvarlarİ eğreti. İlk olarak bu duvarlarİ yİkmakla işe başladİk. Ön cepheyi meşhur Urfa taşİndan kapladİk. Yanİna güzel bir oturma yeri yaptİk. Amacİmİz halka hizmet başka bir şey değil!

şimdi kİzİyorum kendime, keşke diyorum, keşke bizden istenen telefon numaralarİnİ hiç tespit etmemiş olsaydİm. Ama nerden bilecektim ki en azİndan üçünün kozmik gizli olduğunu? Her birinin şifreli bir dosyaya ait olduğunu? Ankara’dan top secret bir operasyon yürütüldüğünü? Bilemedim. Bilemeyince de aldİm başİma belayİ. Bir de köstebek çİkİnca karşİmİza ortalİk karİştİ.

İşte bu kitap bir belanİn hikâyesidir. Bilmeden ve de istemeden başİ belaya girenlerin ibretle okumasİ gereken bir yaşamİ anlatİr bu kitap.
Bu satİrlarda bir yaşam göreceksiniz ve de bu yaşamİn nasİl yok edilmek istendiğini.

Bu kitapta bir mücadele göreceksiniz hiç bitmeyen ve bitmeyecek olan.

Bu kitap size sizi hatİrlatacak, çocukluk yİllarİnİzİ, gençliğinizi ve de yorgun bedendeki güçlü yüreğinizi. Uğruna verdiğiniz mücadele kutsal bildiğiniz değerler olunca, dayanma gücünüzün sonsuzluğunu göreceksiniz bizde ve yaşadİklarİmİzda.

Sendelemekten korkmayİn; bİrakİn ayağİnİz taşa çarpsİn, acİsİn ama yürüyün doğru bildiğiniz yolda. Engeller sizi ürkütmesin, bİrakİn önünüze aşİlmaz dedikleri engel koysunlar aldİrmayİn, aşİn onlarİ, sizi durduramasİn. En önemlisi Gazi Paşayİ unutmayİn: Ülke için gerçek amaç ne ise onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktİr. Herkes seni yolundan çevirmeye çalİşacaktİr. Fakat sen buna dayanacaksİn. Önüne sonsuz setler yİğacaklardİr. Kendini büyük değil, küçük, zayİf, vasİtasİz, hiç sayarak, kimseden yardİm gelmeyeceğine emin olarak bu setleri aşacaksİn!

Sizinle nerede tanİştİğİmİzİ hatİrlİyor musunuz? Peki ya kara kovan balİ yediğimiz yeri? Anladİm; siz Gevaruk yaylasİna çİkmadİnİz ve Konur’un subaşİnda buz gibi ayran da içmediniz öyle mi? Öyleyse ben anlatayİm:
Biz sizinle 1992 yİlİnda şemdinli’de tanİştİk.
Sİnİrlarİ aştİk ne İran kaldİ ne Irak hepsini geçtik biz. Ne konuşmuştuk o zamanlar, size söylemiştim, orada da ağaçlar yeşildi, papatyalar sarİ, insanlarİ su içerdi kan değil, okullarİnda İstiklal Marşİ söylenirdi, Türk Bayrağİ dalgalanİrdİ dört bir yanİnda, onlar da şehitlere gözyaşİ döker, teröre lanet ederdi, demiştim.

Aradan geçti yİllar tekrar karşİlaştİk sizinle, karİş karİş hudutlarİ dolaştİk. Asker ve hudut hattİnda dolaşan kaçakçİlarİn para uğruna Mehmetçiğe nasİl kurşun attİğİnİ, teröristlerle nasİl işbirliği yaptİğİnİ üzülerek gördük. Üstelik kaçakçİlİğİn gözler önünde açİk açİk yapİlmasİ, kaçaktan gelen paranİn mermi olarak Mehmetçiğe atİlmasİ sizin de benim de epey canİmİzİ sİkmİştİ. Son sözlerim şu olmuştu sizlere yürekten söylediğim: Yapayalnİz, yapayalnİz kaldİk, yapayalnİz bir Türk milleti, tarihten beri! Ama asİl güç orada, asİl güç Türk milletinde, güç bizde!

Dilerdim, keşke hepsi bu kadar olsaydİ size anlatacaklarİm ama daha neler yaşamadİk ki! Bazen olaylar bizi sürükledi bir bilinmeze bazen biz olaylarİn ortasİnda bulduk kendimizi. Yaşadİğİmİz olaylar ve bu olaylarİn biz de yarattİğİ düşünceler satİrlara döküldü kendiliğinden.

Bu düşünceler alİyor beni ve götürüyor uzaklara, bir geçmişi hatİrlatİyor bir geleceği gösteriyor, korkuyorum. Dönüyorum içime ve kendime cesaret vermeye çalİşİyorum. Diyorum, Gazi Paşa sana söylemedi ki Bursa’daki nutkunu önce gençlik var. Hitabİ da sana değil, yaşİn elliye dayanmİş önce gençlik var Türk’ün, Türklüğün, diyorum korkma. Unutulmayacak olanlarİ not etmeye gerek yok deyip çeviriyorum sayfasİnİ yİllarİn.

Geçenlerde emekli Korgeneral Çetin Haspişiren’e rastladİm İstanbul’da. Sağ olsun halimizi hatİrİmİzİ sordu. Ne yapİyorsun, dedi. Dedim yazİyorum. "Aman Erdal, sen akİllİ çocuksun, silahlİ kuvvetlere bir zarar gelmesin", dedi ama ben anlamadİm. Sonra daha niceleri ‘’ Aman Erdal, teşkilata zarar verme. Zaten silahlİ kuvvetlere zarar vermek için çabalayanlar var, sen alet olma’’, dediler. Ben gene anlamadİm.

Daldİm karanlİk düşüncelerime ve dedim, yoksa ülkemizi karanlİğa sürükleyen sen misin? Dedim, yok!

Dedim yoksa sen mi devlet malİna deniz dedin de milli servetimizi heba ettin? Dedim yok!

Dedim sen bölücülük mü yapİyorsun? Yoksa sen misin terörist, yarattİn onlarİ da yok etmek yerine şimdi seyrediyorsun? Dedim yok!
Yoksa sen insanlarİn özel hayatİna mİ giriyorsun gizlice, sen misin Gazi Paşalara kurşun atan, ikbal uğruna, koltuk uğruna, şahsi çİkarlarİn uğruna yoksa sen mi geleceğimizi karartİyorsun? Cevap
verdim ama kararlİ ve de sertçe, yok dedim.

İnanİn bana gerçek ne ise odur değişmez görmek zorundasİnİz bunu. Gerçeği bilmeden doğru karar veremezsiniz. Geleceği göremezsiniz. Birlik ve beraberliği sağlayamazsİnİz. Amacİmİz kimseyi yİpratmak değil! Gazi Paşa’nİn mektebinde okudum ben, yİl 1970. Küçük bir çocuktum o yİllar. Bize Gazi Paşa’yİ sevmeyi öğrettiler ve de O’nun yolundan yürümeyi. Bu satİrlarİ bize yazdİran sevgidir ülkeye olan, insana olan bayrağa olan. Ruhumuza askerlik var içimize işlemiş. Sevgimiz ülkemize, Mehmetçiğe, bayrağİmİza. Biz bu değerlerle büyüdük. Bizi terk etmez değerlerimiz, ölüm canİ alİr ama değerler kalİr. Savaşİn yerini yanlİş seçtiler, içimizde olur mu hiç! Hedefi yanlİş seçtiler, yüreğe kİlİç çekilir mi hiç bu ülke için atan! şahsi hesabİmİz olmaz bizim, düşündüğümüz ülkedir. Derdimiz güvenli bir gelecektir çocuklarİmİz için, güvenli bir ülke bağİmsİz ve hür.

Böyle okuyabilirsek satİrlarİ inanİn gerçeğin ne olduğunu hep birlikte göreceğiz. Bu ülke bizim. Biz bunlarİ yaşadİk. Herkes payİna düşeni almalİ ki adalet tecelli etsin gelecek kuşaklar için. Güç adaletten gelsin koltuktan değil!

Anlatacaklarİm sizi şaşİrtacak, belki üzüleceksiniz. Öyle anlar yaşayacaksİnİz ki öfkeleneceksiniz. Bir an gelecek güveninizi yitireceksiniz insanlara, kurumlara, devlete, yönetenlere ve de atananlara. Ama unutmayİnİz ki hata insanoğlu içindir, kimini kul affeder kimini ise Allah. Hatalar kurumsallaşİrsa bu hiç iyi değildir. Hatalar şahsileşirse bu da iyi değildir. Hizmete yansİr, amacİ hizmet etmek olanlar yİpranİr, bundan da devlet zarar görür. Varsa hata düzeltecek biziz. Devlet hepimizindir aynİ ülke gibi, bayrak gibi, vatan gibi. Biz korumazsak kim koruyacak? Biz sahip çİkmazsak kim sahip çİkacak? Gerçekleri biz söylemez isek kim söyleyecek?

Bu vatan uğruna can verenlerin bize bİraktİğİ bir miras var. Bu bir emanet çocuklarİmİza devredeceğimiz. Ama gelin görün ve şu halimize bir bakİn!

Bakİyorum, geçen yİllara bakİyorum simsiyah düşüncelere kapİlİp gidiyorum. Aklİma Gazi Paşa geliyor ve de silah arkadaşlarİ, bizim için, bizim toprağİmİz için can verenler. Sonra genç yüzler, pİrİl pİrİl beyinler dini hür, aklİ hür, vicdanİ hür gençler. Sanki hepsi toplanmİş bana bakİyor. Utanİyorum, saklanmaya çalİşİyorum ama o keskin bakİşlardan kaçamİyorum. Çünkü onlarİn gördüğünü ben de görüyorum. Devleti görüyorum ve de koltuğa oturup ‘’ben devletim’’ diyenleri. Bir zamanlar ben de demiştim, ‘’ben devletim’’ diye. Bir o yİllara bakİyorum bir bu bugünlere, kendimi yalan söylemiş gibi hissediyorum. Sanki aldatmİşİm gibi geliyor insanlarİ, bize ve devlete güvenenleri. Eskiden güç devletten gelirdi, biz öyle gördük öyle bildik, güçlü olan devletti ama ya şimdi? Gücünü halktan hizmetten değil adaletten değil oturduğu koltuktan alanlar yönetiyor devleti ve bizi. Sanİyorlar adalet bir gün onlara gerekmez. Sanİyorlar bu dünya onlara kalİr! şimdi ne diyorlar bize? ‘’ Aman sus!’’ Niye?  

Bizim kim olduğumuzu söylemedik mi onlara: Biz demek sevmektir ve de gerektiğinde ölmektir, vatan uğruna, bayrak uğruna, Türk milleti uğruna.

Gerçekler çelik gibi, çelik bir bİçak gibi yüreğime saplanİyor, canİm yanİyor. Düşünceler korkuya dönüşüyor, korkuyorum. Bizim bize yaptİklarİmİzİ, bizim için can verenlere bizim yaptİklarİmİzİ ya Gazi Paşa duyarsa diye düşünüyorum ve bu düşünceler korku veriyor.
Ya Gazi Paşa duyarsa?

Son Güncelleme ( Monday, 19 May 2008 )