|
PKK’nın saldırı stratejisi çerçevesinde ilk hedef Alan(HELENA) karakolu oldu. O tarihte Şemdinli merkezde Hakkâri Tugayının bir taburu konuşlu, Derecik’te ise ayrı bir iç güvenlik taburu var. Bunlar toplu ve operasyonel birlikler. Aldığımız istihbarata göre ise, PKK Hakurk’ta merkez üssü teşkil etmiş ve bununla bağlantılı İran’da Jerma kampı, Irak’ta ise Basyan kampında yerleşik. Bu üç kamp Şemdinli’yi çepeçevre sarmış durumda. Hiçbir fiziki güvenlik sistemi olmayan İran ve Irak sınırlarını asker gücüyle kapatmak mümkün değil. Sınır karakolları arasında 30 km.’ye varan boşluklar var, kimin girip kimin çıktığını bilmeniz imkânsız. O tarihlerde tüm birlikler sabah güneşin ilk ışıklarıyla birlikte öğleye kadar istirahate çekiliyor, öğleden sonra ise atış, eğitim ve bakım yapılarak ihtiyaçlar gideriliyordu. Aynı zamanda nöbetleşe yakın bölge arazisinde keşif ve gözetleme faaliyetleri icra ediliyor, geceleyin ise pusu.Ben Temmuzda göreve başlamışım. Birbirinden ayrı istikametteki beş ayrı askeri üssü dolaşmış, bu arada istihbarat faaliyetlerini sürdürerek teröristlerin Hakurk’ta bulunduğunu tespit etmiş ve üst makamlara bildirmiştim. Günler çok çabuk geçti. Bir şeyler olacaktı ama ne olacağını, nasıl olacağını bilemiyor sıkıntı içinde bekliyorduk. 30 Ağustos 1992 günü saat sabahın dördü gibi görevi bırakmış odama çekilmiştim. Telsiz masada. Birliklerin muhaberesini takip ediyor, hem de dinleniyordum. Bir ara uyumuşum. Kapı sert ve telaşlı bir şekilde çalındı, uyandım. Saate baktım. 05.00’i gösteriyordu. Gelen telsizci askerdi: “Komutanım. Alan bölük komutanı sizinle baş telsizden görüşmek istiyor. Önemli olduğunu söyledi.” “Hemen geliyorum” diyerek odadan çıktım. “Kartal-3, Kartal-1 dinliyorum, tamam.” “Kartal-1, konuşan Kartal-3. Tüm mevzilerde çatışma var. Teröristler çok kalabalık ve bölüğe girmek üzereler. Acele takviye gönderin.” “Anlaşıldı. Soğukkanlı olun. Takviye hemen gelecek” dedim ve ayrıldım. |