Aktütün Yiğitleri
|
| AKTÜTÜN SALDIRISI ABD İHANETİNİN RESMİDİR! |
|
|
DÜN, 9 MAYIS 2008, ŞEMDİNLİ AKTÜTÜN KARAKOLUNDA 6 ŞEHİT VERDİK.
![]() ŞEMDİNLİ BURASI; SAĞI İRAN, AŞAĞISI VE SOLU IRAK, ORTADA ŞEMDİNLİ. Bundan 16 yıl önce de biz teröristlerin hain bir saldırısına uğramıştık. Bir 12 Eylül 1992 sabahı, işte bu arazide 22 şehit vermiştik.Sol ortadaki girinti teröristlerin Basyan kampı, Şemdinli Çayı üzerinden ortada Aktütün Karakoluna açılır. Sağ alt köşe bir türlü giremediğimiz Hakurk kampı, Balkayalar üzerinden Aktütün'e açılır. Şimdi ABD istihbarat veriyor ve biz havadan vuruyoruz Basyan’ı ve Hakurk'u hem de kaç kezdir vuruyoruz ama ne oldu sonunda; bu kamptan çıkan teröristler 9 Mayıs 2008 günü gelip bizi Aktütün’de yeniden vurdu, 6 şehit daha verdik, işte burada hemen ortadaki sarı girintinin sınır boylarında...
Yine düşünceli, oturmuşum mutfakta düşünüyorum hep aynı şeyleri; teröristler, sınır, karakol, baskınlar ve şehitler. Bir telefon geldi uzaklardan, aklımızın gidip geldiği yerden, Şemdinli’den, komutanım Aktütün’e saldırıyor teröristler diyordu. Saat 22.00 sularıydı, karakol baskınıyla ilgili verilmiş bir haber yoktu televizyonlarda. Anlattı bana derinden gelen o ses teröristlerin akşamüzeri Aktütün köyü ve karakolunu nasıl çevirdiğini, çatışmanın halen sürmekte olduğunu, takviyelerin henüz gelemediğini, 16 yıl öncesi birlikte yaşadığımız Aktütün saldırısının aynısı olduğunu anlattı, o anlattıkça ben yandım, kızdım öfkelendim haykırdım, geçmişte de duyan olmamıştı bizi, şimdilerde de duyan olmadı ne yazık ki. O düşünce sarhoşluğuyla web sayfamda sizlerin de bildiği gibi “9 Mayıs 2008, saat 22.00, şu an teröristler Aktütün karakolumuza saldırıyor tıpkı 16 yıl öncesinde olduğu gibi, diyerek yazmaya başladım. Gece yarısının 01.00’na doğru televizyonda spikerin gür sesi duyuldu, ertesi gün gazetelerde yer alacak olan şu haberi size duyurdu: “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, geçen hafta Kuzey Irak’taki en büyük kampı Kandil’e yönelik operasyonunda ağır darbe yiyen PKK, dün akşam Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’ne bağlı sınır köyü Aktütün'de karakola saldırdı. Yaklaşık 150- 200 kişilik grubun ağır silahlarla saldırısı püskürtülürken, çatışmada 19 PKK’lı öldü, 6 asker şehit oldu. Terörist saldırısı sırasında Aktütün Köyü'nden 2 kişi de yaralandı. Kaçan PKK’lılarla Kobra tipi helikopterlerin havadan bomba yağdırdığı ve ölen terörist sayısını 40’u bulabileceği belirtildi. PKK’nın üst düzey yönetim kadrosunun bulunduğu Kandil’in, savaş uçaklarının 1- 2 Mayıs günleri gerçekleştirdiği operasyonda yerle bir edilmesiyle dağılma sürecine giren bölücü örgüt, moral kazanmak için dün sınırdaki Aktütün Karakolu’na saldırdı. Komandoların 21- 28 Şubat günlerinde diz boyu karda sınırı geçerek terörist inlerine girip dağıttığı Zap ile Çemço ve Avaşin kamplarında toplanan kalabalık terörist grubu, Basya Vadisi’ni kullanarak sınıra geldi ve Aktütün’ü vurdu.” Siz hiç Aktütün’e gittiniz mi? ORTADAKİ ÇANAK, KONU VADİSİ. SOLDAKİ SARI GİRİNTİ IRAK VE TERÖRİSTLERİN BASYAN KAMPI. AKTÜTÜN ŞU KAHVERENGİ SIRTLAR ÜZERİNDE, HEMEN YANINDA MEŞELİK MEZRASI VAR. BU VADİDE TOPU TOPU BEŞ KÖY VE MEZRA VAR; KONUR, UĞURAÇAN, YEŞİLBAYIR, DEREYANI VE AKTÜTÜN, MEŞELİK BOŞ, AYRANLI BOŞ, ÜZÜMKIRAN BOŞ. AKTÜTÜN'ÜN KUZEYİ BOŞ, BATISI BOŞ, GÜNEYİ BOŞ, TOPU TOPU BEŞ KÖY BİR KARAKOL. ETRAFI İSE HAİN DOLU. Bir gariptir Aktütün; Şemdinli’den uzakta, dağların arasında yalnız bir başına, kimsesiz ve de çaresiz. Beyyurdu Gediği’ni aşabilirseniz en az dört saat hesaplamanız gerekir karayolu ile Aktütün’e varabilmek için. Bu da yetmez; Gülle Tepe ile Mehendi Deresi’ni de kolaçan etmeniz gerek çünkü siz yok iseniz oralarda mutlaka terörist vardır. Aktütün, kuzeydeki Çarçele Dağından güneye doğru uzanan sırtlar üzerinde adını aldığı mezra ile iç içe bir karakoldur. Kuzeyinde in cin yoktur Aktütün’ün; köy yok, yol yok, karakol yok, ne varsa ne yoksa dağlardır. Daha da kuzeyinde bir Üzümkıran vardı, İki Yaka Dağlarının fatihi Üzümkıran, 90’lı yıllarda dayanamadı onca hainliğe, göç etmek zorunda kaldı. Bu göç pahalıya mal oldu bize, Dağlıca da bir komşusunu kaybetti bu yüzden, o da yalnız kaldı Aktütün gibi. İki Yaka Dağları’nın bir ucu Dağlıca diğer ucu Aktütün’dür; aynı kaderi paylaşan iki karakol, ikisi de yaslı, ikisi de şehit, ikisi de kimsesiz. Ne Dağlıca’yı anlayabildik ne de Aktütün’ü, anlayamadığımız için de yalnız bıraktık. Teröristler için kolay hedef oldu her ikisi de, bir yalnızlık vurdu bir de terörist. Aktütün yalnızdır, kuzeyden takviye gelemez, dağlıktır, dağlar geçit vermez. Güneyden de takviye gelemez, bu kez Şemdinli Çayı geçit vermez. Doğuyu hiç saymayın, terörist de olsa bir hesabı kitabı vardır, mayın döşer, pusu kurar, karayolunu size açmaz. Batısı ise Basyan’dır, Irak’tır, bu yolu yalnız teröristler kullanır geçmişte olduğu gibi. Gece başlayan bir çatışmaya havadan takviye Aktütün’e hiç gelemez çünkü karakolun bulunduğu sırt hattına ya da vadi içine helikopter inemez, hedef olur ve vurulur. Kaldı ki yaşadık biz tüm bunları; Kobra geldi ama köy içindeki bir çatışmaya ateş açamadı çünkü hedefi seçemedi, terörist asker iç içeydi. Bu yüzden diyorum ya;”garip Aktütün, kimsesiz Aktütün, çaresiz Aktütün”. Konur vadisinde yer alır Aktütün vadidekilerin karakoludur, birbirlerinden başka kimseleri de yoktur. Aktütün’ü vadiden, vadiyi Aktütün’den ayıramazsınız çünkü kara gün dostudur onlar, ayrılmazlar. Duydum şimdilerde Berçay sırtlarına yeni bir karakol yapıyorlarmış. Duydum da yüreğim yandı. Bu; vadiyi ayırmak demektir, bir kenara atmak demektir, vadidekiler dayanamaz ki buna. Üstelik vadinin karakolu Konur yıllardır açılmayı bekler. Kalsın gene Berçay, Aşkın Astsubay’ın kanıyla suladığı Berçay kalsın ama vadiyi öksüz bırakmamalı, Konur’u vadiye açmalı, gönül de ister bunu mantık da. Vadinin anısı çok bende, iyi gün de gördük kötü günde, birlikte. Dağlıca’yı duyduğumda 16 yıl öncesinden çıktı geldi Aktütün, baskına uğradığımız yer, kara bir eylül sabahı 22 şehit verdiğimiz yer. 9 Mayıs akşamı bu yılın, oturmuşum evin bir köşesine, o yıllar geçiyor aklımdan, düşünüyorum; çatışma, pusu, şehit, mayın, vadidekiler, Aktütün, anılar çeviriyor etrafımı, dalmışım. Şehitler geçiyor gözümden, kahrediyorum bu acıları bize yaşatanlara, sebep olanlara içim öfke dolu. Başka bir dünya alıyor beni, götürüyor uzaklara, kopuyorum yaşamdan, konuşmaları duyuyor ama anlamıyorum, çok uzaklardayım çok. Bir ara telefona baktım arayan var mı, diyerek. Çoğu kez kapalı telefon, çağrıları bile duymazdan gelen bir ruh alemindeyim. Fatih aramış hani şu Konur vadisinin Uğuraçan kartalı. 90’lı yılların Şemdinli kahramanı Fatih. Geçtiğimiz ay oğlunu askere göndermiş bana da “göz kulak ol” diye tembih etmişti. Onu soracak her hal dedim içimden. Dokundum tuşuna ve “nasılsın komutanım, diyen sesini duydum bir anda. Haberin var mı, diyerek söz aldı. Neden dedim. Teröristler Aktütün’e saldırıyor şu an, dedi. Saate baktım, 22.00. Başladık konuşmaya: - Nasıl olur bu Fatih? - Valla doğru komutanım, köylüler telefonla haber verdi, tıpkı 92’deki gibi saldırıyor teröristler. - Bizimkilerin haberi olmamış mı? - Olmamış komutanım, hava karardıktan sonra saldırıya geçmişler. Hala çatışma devam ediyormuş. Hava da yağmurluymuş. Kerem de yanımda, o da biliyormuş. - Versene bir Kerem’i. - Nasılsın komutanım? - Sorma ya Kerem. Bu ne iş? Sen ne diyorsun bu işe? - Bana ne soruyorsun komutanım, sen onu Ankara’daki büyüklere sor!
Yıl 93. Kerem’le almışız başımızı, vurmuşuz dağlara dağlara. Hem tırmanıyor hem de sağdan soldan konuşuyoruz. Ya Kerem, dedim.” Eğer biliyorsan bu teröristlerin yerini, söyle bana, siz burada kalın, biz o işi hallederiz, boşuna dolaşmayalım”. “Sen nerde olduğunu bilmiyor musun komutanım”, diye cevap verdi. “Ankara’da onlar, Ankara’da, burada niye arıyorsunuz ki”? O sıralar PKK’nın siyasi kol ve kanatları bir toplantıda Türk Bayrağını yere atmış, şehitlerimiz için saygı duruşunda bulunmamış, İstiklal Marşını da okumamışlardı. Kerem bana bunu hatırlatıyor, bunlara göz yuman yöneticilere karşı duyduğu öfkeyi dile getiriyordu. O zaman da hak vermiştim Kerem’e bugün de; teröristler Ankara’daydı ve bu baskını büyüklere sormak gerekiyordu. Haberi olmadı bu düşüncelerimden Kerem’in, ses çıkarmadım ve telefonu kapadım. Aklım almıyordu; 16 yıl öncesinde uğradığımız baskından, 22 şehit verdiğimiz Aktütün çatışmasından ders alınmamış olduğumuzu görmek ağırıma gidiyordu. Bu ne biçim iş, dedim öfkeyle ve kaldığım yerden düşünmeye devam ettim...
PKK’nın sözde lider kadrosu tecrübeli, bu işi iyi öğrendiler, geçmişten ders almak için arşiv bile tutuyorlar. Arşiv deyip geçmeyin, önemli, ne arasanız var içinde; kimlikler, eylemler, planlar, anlaşmalar, raporlar, her şey. Aktütün’ü iyi tanıyorlar tıpkı Dağlıca’yı tanıdıkları gibi. Tek başına bir karakol, takviyesi zor, yardımına gitmek zor buna karşın Irak’tan gelmek kolay, vurup kaçmak kolay, iyi biliyorlar. Bunu terörist biliyor ama biz öğrenemedik bir türlü, “bunlar nasıl sınırı geçer, nasıl görünmez”, diye hala soranlar var. Sınırı teşkil eden o dağları bir görseniz, inanın yalnız kalmaya korkarsınız, bu bir. Aktütün güneyindeki Leylek Dağından yola koyulun kuzeye doğru, Berhabin’i geçin, Gevaruk’u geçin, Çevre’yi aşın, İki Yaka’ya çıkın ta Dağlıca’ya kadar, bakın bir etrafınıza dualarınıza ses verecek Allah’tan başka kimseyi göremezsiniz, bu da iki. O koskoca sınırda yol yok, güvenlik yok, uydu yok, asker tek başına ve de bir başına nasıl korusun o hududu? Koruyamaz, etten duvar örmekle o sınırları kimse koruyamaz, ömrümüzün on yılı geçti o namus bildiğimiz hudutlarda, kolay değil bu iş. Terörist Aktütün bölgesinde sınırı bir güzel geçer ve siz de göremezsiniz. Hala anlamayanlar var; “termal kamera yok mu, gece görüş yok mu, helikopter yok mu”, diye hala soranlar var. Siz o araziyi hiç gördünüz mü? Siz bir gün değil on gün değil aylarca o sınırda nöbet tutmak ne demek bilir misiniz? Kolay mı yılan gibi sürünerek dağın taşın altından geçeni görmek! Robotik bir yaratıktır bu terörist, bir kilometreyi sabırla ve de saatlerce sürünür, saatlerce kımıldamadan ses çıkarmadan durur, alışıktır bu işlere, yaşamı zaten budur. Helikoptere gelince, akşamüstü başlamış bir çatışmaya o arazide helikopterin müdahale edebileceğini düşünmek demek araziyi bilmemek demektir; inecek yeri yoktur ve havadan vuracağı hedefi köy içerisinde tespit etmesi imkansızdır. Şimdi siz öfkelenip bize soracaksınız, “hiç mi hatamız yok bizim, baskın bizim kaderimiz mi, şehit kader mi bizim için”, diyerek. Elbet hatamız var, elbette ki baskın ve şehit bizim kaderimiz değil anlatacağım size bir bir. Dağlıca baskını 21 Ekim’de yaşandı; 12 şehit, 16 yaralı ve 8 asker kaçırıldı! Ne yaptı başbakanımız;” gidip ABD’ye soralım, dedi, üstelik üç gün önce Türk milletinden almış olduğu yetkiyi bile kullanamadı. Gurumuz kırılmıştı, incinmiştik, sarsılmıştık ama görmezden geldi, bakmadı bile yüzümüze. Bizim derdimizi Bush’a soracakmış, derdimize ABD derman olacakmış! Gitti sordu Başkan Bush’a ve aldı cevabını;” PKK müşterek düşman, anlık istihbarat paylaşımı”. İşte yeni yüzyılda Türk devletinin terörle mücadele stratejisi bu oldu. Ama kimsenin aklına gelmedi sormak, ne zamandan beri ABD PKK’nın düşmanı oldu, diye. Şimdi biz soralım: Ne zamandan beri ABD bize anlık istihbarat veriyor? 1 Aralık’tan beri. İstihbarat verdi de ne oldu? Hiç, Aktütün’de baskın yedik ve altı şehit verdik! Neden mi hiç, anlatayım: Aralık 2007’den bu yana Türk Hava Kuvvetleri Zap, Avaşin, Basyan, Hakurk ve Kandil’deki terör hedeflerini vuruyor. Mart başından beri vurduğu hedefler ise Basyan ve Avaşin. Avaşin; Hakkari’ye açılım noktasıdır teröristlerin ve sınırı geçtikleri anda karşılarına Dağlıca çıkar. Basyan; teröristlerin Şemdinli’ye açılım noktasıdır ve sınırı aştıkları anda Aktütün karşılarına çıkar. Her iki terörist kampı da birbiriyle irtibatlı olup sınırlarımıza ve de karakollarımıza bir nefes kadar yakındır. Bu iki terörist kampı Zap ve Hakurk’la da irtibatlı olup, tahkim edilmiş mevzileri vardır, sığınakları depoları vardır ve terörist, yıllardır hem de uzunca yıllardır bu kampları asla terk etmemiştir. Hal böyle iken, ömrünü terörle mücadeleye adamış ve şimdi yalnız bir köşede şehitlerinin acısıyla yaşayan bizler dahi bunu bilirken, terörle mücadele adına ülkeler işgal eden savaşlar açan ABD bu kampları bilmiyor muydu? Elbette biliyordu ama müdahale etmedi, PKK’yı karşısına almadı çünkü başka hesapları vardı. PKK silahlı misyonunu tamamlamış ve siyasi misyonunu ABD Barzani’ye vermişti. Bu değişimi kabul etmeyen ve Barzani yönetiminden pay isteyen radikal teröristleri ABD bizi vurdurtuyordu hırpalatmak için, isteklerini kabul ettirmek için, dağılmasını kolaylaştırmak için. Yoksa neden PKK müşterek düşman olsun ABD için daha kullanacağı yerler var, sırada İran var, Suriye var. Şimdiye kadar vermediği istihbaratı ABD neden şimdi versin, kendine direnenleri bombalatıyor bu ABD ve biz hala bu gerçeği görmüyoruz. Nisan 2007’de BBG evi gibi vurulan Basyan kampından yüzlerce terörist çıkıyor ve gelip bizi Aktütün’de vuruyor, oynanan oyun açık değil mi? İnanın düşündükçe her şeyin bir oyun olduğunu insan daha iyi anlıyor, hepsi bir oyun, içi siyaset dolu ihanet dolu kanlı bir oyun; ABD, AB ve İsrail tarafından senaryosu çizilmiş, iç siyasetin desteğiyle şehitlerimiz ve halkımızın çaresizliği üzerinden oynanan kanlı bir oyun. Ne acı! Bu iş bizim işimizdir ve bizim işimiz kimseden sorulmamıştır bile diyemedik, ne acı! Çok karakol baskını yaşadık biz. Bu baskınlarda çok şehit verdik. Şehit vere vere öğrendik bu terörle mücadeleyi, siyaset hiç destek olmadı bize. İnsan gücüyle korunamayan sınırların, alan kontrolü yapamayan sabit karakolların, müdahale edilemeyen PKK kamplarının bulunduğu bir coğrafyada tehdide göz yummak demek; baskın demektir, şehit demektir ve bu işin tabiatı budur. Hangi tedbiri alırsanız alın, tank top tüfek yığın, havadan vurun karadan vurun bu terörist bu sınırı geçer. Taştan kale gibi karakollar yapın, dağı taşı oyun mevzi yapın, sınırı geçen bu terörist sabit olan, tepe tutan, yürümeyen karakolu vurur, önleyemezsiniz. Bakın isterseniz 30 Ağustos 1992 Alan çatışmasına, 12 Eylül Aktütün çatışmasına, 27 Eylül Derecik çatışmasına, hepsi bir diğerinin aynıdır. Aşılmaz denilen teller, mayınlar aşılmıştır, geçilmez denilen sınırlar geçilmiştir, basılmaz denilen karakollar bir bir basılmıştır. O halde hata nerededir? Siz karakolda bekliyorsunuz, sınırı korumaya çalışıyorsunuz ama sınırın hemen yanı başındaki PKK kamplarına girip yok etmiyorsunuz ve yok etmediğiniz tehdit gelip sizi vuruyor, bunun anlaşılabilir bir yanı var mıdır? Otuz yıldır terörle mücadele ediyorsunuz, nerdeyse otuz bin teröristi etkisiz hale getiriyorsunuz ama hala dağlardasınız ve dağdaki terörist bitmiyor çünkü dağa çıkış sürecine siyaset dönüp bakmıyor, böylesi bir mücadeleden sonuç çıkar mı? PKK nerdeyse küresel bir sermaye haline gelmiş, 500 milyon AVRO’yu aşan bir gelir kaynağı var, siz teröristlerin nasıl silah aldığını sormuyorsunuz ama karakolu basan teröristin neden termal kamera ile görülemediğini soran bir medya anlayışıyla sorunlara çözüm arıyorsunuz, bu akla sığar mı? Siz ABD ile stratejik müttefikiz diyorsunuz, Barzani ve AB ile ilişkiler geliştiriyorsunuz ve terörle karşı onlarla mücadele ettiğinizi söylüyorsunuz ama bu teröristi yaratan da besleyen de büyüten de onlar ama bu söylendiğinde kulaklarınızı tıkıyorsunuz ve kafanızı kuma gömüyorsunuz, böyle mücadele olur mu? Karakol baskınlarını önlemenin yegane yolu o baskın gücüne sahip tehdidin yok edilmesini sağlamaktan geçer, artık bunu görmemiz gerek. Tehdit nerdedir? Irak kuzeyindeki Zap, Avaşin, Basyan ve Hakurk PKK kampları. Şemdinli ve Çukurca sınır hattındaki bütün karakollarımız bir nefes kadar bu terörist kamplarına yakındır. ABD istihbaratından artık vazgeçip kendi milli istihbaratımızla ve kendi milli güçlerimizle harekete geçmenin zamanıdır. Aksi halde yine şehit haberleriyle sarsılacak ülkemiz. Dönemin Cumhurbaşkanı Özal, Eylül 92’nin ilk haftasında Şemdinli Alan karakoluna geldi. Bir baskın sonrası verilen 19 şehidimizin acısını bizlerle paylaşmak idi amacı. Anlattık biz o zaman, Sayın Cumhurbaşkanı’na tek tek anlattık, nerdedir bu teröristler, ne yapar ne yapacak, diyerek. Aktütün, Derecik, Durak ve Şemdinli’nin terörist baskınlarına uğrayacağını anlattık ve tek çarenin şimdi size anlatmaya çalıştığımızı şu PKK kamplarının vurulması olduğunu anlattık. Anlattık da ne oldu? Hiç. Söylediğimiz gibi geldi teröristler vurdu ve gitti, biz 74 şehit verdik. Hadi biz o zamanlar genç tecrübesiz bir binbaşıydık, diyelim ki dikkate almadılar bizi. Doğrudur genç idik, büyüklerimiz daha iyi bilir dedik ve geçip gittik. Peki ya şimdi? Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komutanı, “ Irak’a operasyon şart” diyor ama siyaset dikkate almıyor. Her gün şehit veriyoruz yok etmediğimiz tehdit yüzünden ama siyaset acılarımız görmezden ve duymazdan geliyor. Siyaset tehdidi yaratanlarla işbirliği yapıyor, bizi, geleceğimizi, çocuklarımızın geleceğini tehlikeye atıyor. Anlaşılan o ki, bizim ülkemizde siyaset artık ihanete dönüşüyor… AKTÜTÜN SALDIRISI ABD İHANETİNİN BELGESİDİR, RESMİDİR. HALA BİR BİLİNMEZE DOĞRU SÜRÜKLENİYOR VE ŞEHİT VERİYORUZ, YAZIK DEĞİL Mİ VATAN EVLATLARINA! ŞEHİDİNİN HESABINI SORAMAYAN BİR ULUS YAŞAYABİLİR Mİ! İŞTE DOKUZ ŞEHİT ERZİNCAN'DA.ŞİMDİ NE OLACAK? DAĞDA ÜÇ BEŞ ROBOT ÖLDÜRÜLÜNCE ŞEHİDİN İNTİKAMI ALINMIŞ MI OLACAK! TÜRK MİLLETİ ŞEHİDİNİN KANINI YERDE BIRAKMAK İSTEMİYORSA EĞER, BU HAİNLERE ABD VE AB'NİN VERDİĞİ DESTEĞİ KESMELİDİR. SİYASİ KANADI DTP'NİN VE BELEDİYE BAŞKANLARININ TERÖRİST FAALİYETLERİNİ DURDURMALI VE HESAP SORMALIDIR. IRAK KUZEYİNDEKİ PKK KAMPLARINI YOK ETMELİ, BARZANİ'YE YAPTIĞI KÖTÜLÜKLERİN HESABINI ÖDETMELİ, KERKÜK TÜRKMENLERİNİN HAKLARINI KORUMALIDIR. GERİYE İNSANI İNSANCA YAŞATMAK KALIYOR, GERİYE GAZİ PAŞA'NIN İLKE VE DEVRİMLERİNİ YURT SATHINA YAYMAK KALIYOR, ONU DA EL BİRLİĞİYLE YAPARIZ. ŞEHİDİN KANI BÖYLE YERDEN KALDIRILIR, BÖYLE HAKKI ÖDENİR, BÖYLE HESABI SORULUR, "TERÖRLE MÜCADELE KARARLILIĞIMIZI SÜRECEK" DİYEREK DEĞİL, ŞİİR OKUYARAK DEĞİL! BUNLAR YAPILMADAN ŞEHİDİMİZİN HAKKI ÖDENMEZ VE AH'I ÜZERİMİZDE KALIR.
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Popüler
- PEKİ, YAHUDA BU GÜCÜ NERDEN ALIYOR ?
- AKTÜTÜN KARAKOLU'NA SALDIRI
- Erdal Sarızeybek Siyaset Meydanı Görüntüleri
- Ntv - Ergenekon Soruşturmasıyla İlgili Açıklamaları
- Erdal Sarı Zeybek 17 Mart 2008 Haber Masası Programı Görüntüleri
- YAHUDA'NIN GÜCÜ
- PKK, NEDEN AKTÜTÜN'E SALDIRDI?
- SAVCI ZEKERİYA ÖZ HAKKINDA SUÇ DUYURUSUDUR!
- Erdal Sarızeybek - Teke Tek Programı
- ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ AMA PKK DEĞİL ÖYLE Mİ?





















Emekli Albay Erdal Sarızeybek, öneri ve eleştirilerinizi bekliyor. Görüşlerinizi belirtmek için 




