KURTLARLA DANS ERGENEKON (2) Yazdır
Demiştim ya sizlere, bizim de söyleyeceklerimiz var diye, Ergenekon üzerine. Bir okurumuz ana fikrimizi anlamış ve bize bir masal göndermiş. Çok uydu birbirine, biz de yazmaya bu masalla başlayalım istedik...BİR MASAL : ORMANDAKİ KURT Hep zamanın birinde derler ya, işte öyle bir zamanda ormanın en uzak koruluğuna bir çift kurt gelmiş. Gelmişler ama, geldikleri yer çakalların,sırtlanların ve maymunların bol olduğu bir yermiş...    

Genç kurt, orman sevgisinden olsa gerek, burada yaşayan tüm canlılara bir kardeş sevdasıyla bağlıymış. Önceki yaşadığı korulukta çok acı günler geçirdiğinden,kralın emriyle verildiği bu korulukta rahat ve huzura erişeceğini zannedermiş. Tez zamanda kaynaşmışlar koruluktakilerle. Bakmışlarki koruluktaki canlılar pek rahatına düşkün,ormanın işlerine karşı pek kayıtsız, itiraz etmeden,onları rencide etmeden başlamışlar tüm işlere koşturmaya, koruluğu güzelleştirmeye...

Lakin onların her işe koşturması, bazı hayvanatı pek rahatsız etmiş. Çünkü bazı hayvanat,korulukta kurduğu saltanatta işleri kendine göre düzenler, burada yaşayan hayvancıkların rızıklarından topladıkları sessiz sedasız afiyetle yermiş. Genç kurtların dikkatinden kaçmamış bu, seslerini çıkarmaya başlamışlar. Hayvanatın hakkını yedirmeyiz deyip, yenen rızıkların hesabını sormaya başlamışlar. Hal böyle olunca, birden bire tüm çakalları,sırtlanları ve maymunları bir telaş almış yürümüş.

Bakmışlar ki her şey meydana dökülecek, koruluğun başındaki çakal koruluğu terk etmiş,ortağı ise tez emekliliğini istemiş. Kurtların bu hesap sormaları tüm planlarını altüst ettiğinden, intikam peşinde koşmaya başlamışlar. Yerlerine yine kendileri gibi çakallık yapacakları bırakmışlar. Gelen çakallar da efendi çakalların emrine itaatle, başlamış genç kurtlarla uğraşmaya,didişmeye. Hem tüm işleri bu kurtlara yaptırmışlar,hem de onları koruluk içinde kötülemeye karalamaya devam etmişler.

Kurtların koruluktan ayrılması için her yola başvurmuşlar;türlü iftiralar,şikayetler derken kurtları ürkütür,kaçırırız diye düşünmüşler, hesapları birtürlü tutmamış. Kurtlar bunlara inat koruluktan ayrılmamaya karar vermiş.

Yıllar geçmiş. Genç kurt artık oyunların şeklini ve bunları tertip eden çakalları iyi tanır olmuş. Yaş kemale ermiş,tam bozkurt olmuş.Bakmış ki, hep baş olanın pisliklerini dökmekle olmayacak, koruluğa baş olmaya karar vermiş ve olmuş.

Hayvanattan rızık toplayıp,koruluğu güzelleştirmektense, ormanın hayırsever sakinlerinden medet ummuş. Onların da desteğiyle koruluğu güzelleştirmiş,yenilemiş,donatmış. Asena kurt ise,koruluğun güzelleşmesine ve eşine yardımcı olmak için geceleri bile eşine yardım eder,hatta koruluğun yıkanıp güzelleşmesine bizzat yardım edermiş. Tüm bu işler yapılırken de, koruluktaki diğer hayvancıkların birbirleriyle dost olmalarına birlik olmalarına gayret gösterip,kardeşlik ortamı kurmuşlar.

Kurtların bu çabası çakalların ve köpeklerin hiç hoşuna gitmemiş. Koruluktaki hayvanatın huzuru onların tüm planlarını bozuyor, koruluğun güzelleşmesi onları rahatsız ediyormuş.Kurdun asiliğinden ve asaletinden korktuklarından, kendilerini gizlemişler. Koruluğun yöneticisi olan uğur böceğinin de desteğini alıp, o koruluktan bir akbabayı kurdun üstüne getirmişler.

Kurt üzülmüş üzülmesine ama, ormanın kanunlarına saygısından boyun eğmiş.

Gel zaman git zaman akbaba koruluktaki akrabalarından ve çakallarla itlerin desteğine güveninden olsa gerek,kendini pek büyük görmeye başlamış. Benim sözüm kanundur hükmüyle iş yapmaya,yine koruluktaki hayvancıklardan rızık toplamaya bunları kendi bildiği gibi kullanmaya başlamış.

Bozkurt’u dışlayıp,inine hapsetmiş.Korulukta rahatını düşünenler hemen akbabanın etrafında yer alıp,bozkurta cephe almış.

Gün gelmiş mayıs böcekleri ile akbaba kapışmışlar. Akbaba,mayıs böceklerinden yaptıkları iş için el altından pay istiyormuş. Birgün mayıs böcekleri karşı çıkınca akbaba bunların yiyeceklerini kesivermiş. İsyan etmiş böcekler ve aslan krala şikayet etmişler. Aslan kral derhal baykuşlarını gönderip incelemelerini istemiş. Baykuşlar gelmişler gelmesine ama, inceleyecekleri yerde, tuhaf tuhaf işler yapmaya başlamışlar.

Akbabanın tüm eksiklerini tamamlamaları için tembihleyip, zaman vermişler. Akbaba, bakmış ki, papuç pahalı. Hemen işe koyulmuş. Emrinde çalışan birkaç çakal ile beraber, korulukta çalışan hayvanatı bir bir ziyaret edip, onların koruluktaki hayvancıklardan topladığı yiyeceklerin sayılarını düşük göstererek imzalar almış ve tembihlemiş. Sonra baykuşların eksik gördüklerini bir bir tamamlamaya başlamış.

Çakallar,köpekler akbabanın açgözlülüğünün ortaya çıkmasıyla telaşa kapılmışlar. Akbabanın hilelerinin ortaya çıkması,onların da ortaya çıkmasını sağlayacağından elbirlik olup, eksikleri yalan dolanla tamam göstermeye çalışmışlar. Kurt bu olup biteni duyar duymaz, ormanın kralına ve koruluğun orman yöneticisine derhal haber vermiş.

Akbabanın koruluk çalışanlarına zorla yaptırdıklarını haber verip, duruma el koymalarını istemiş. Ama gelin görün ki, ormanın koruluk sorumlusu,biz karışamayız deyip çıkmış işin içinden.

Aradan aylar geçmiş,baykuşlar tekrar gelmiş.herşey tamam ,eksik yok deyip gitmişler. Lakin bu olup bitenin farkında olan kurt, yelesini silkeleyerek,ininden dışarı çıkmış. Olmaz demiş, olmaz böyle şey. Ormanın kanunu belli.Hiçbir hayvanatın ormanın kanunundan üstünlüğü olamaz demiş. Kurdun itirazı çakallarla itlerin ve akbabanın kulağına gitmiş.

Fırsat budur deyip,kurdu sindirmek için, kurdun başkan olduğu zamana ait suçlamalarda bulunmuşlar. Kurdun mahlukatın rızkını yediğini, işini yapmadığını, kurtlarla dans ettiğini iddia edip, iddiaları doğru olsun diye de,koruluk defterine geçmiş zamana ait toplantı yazıları yazıp,imzalamışlar.

Koruluk çalışanlarından bazılarına da hileyle dolanla bu yazılara imza attırmışlar. Akbaba bakmış ki bu yetmeyecek, şahit lazım demiş. Çakallar ve köpeklerin hepsi tereddüte düşmüş. Kurttan korkuyorlarmış çünkü. Çok iyi bilirlermiş ki, kurt işini hep sağlam yapar, ormanın kanunları dışına çıkmazmış. Onun için şikayetin altına hepsi imzalayamamış. Sadece koruluğun domuzlarını kandırabilmişler.

Aslan kral, gelen yeni şikayet üzerine başka baykuşlarını göndermiş. Kurdun ifadesi alınmış,sorulmuş , soruşturulmuş. Bu esnada korulukta akbabanın soytarılarını, çakalları ve köpekleri bir korkudur almış.

Çünkü, kurt baykuşlar gidince öyle bir kükremiş ki, yıllardır suskunluğunun verdiği öfkenin kükremesi tüm koruluğu sallamış yerinden. Kurt yemin etmiş. Tüm kurtlar ve ormanın asil hayvanları kükreme sesiyle kurda koşmuşlar,olup biteni öğrenmişler. Parçalayalım itleri,çakalları demişler. Hayır demiş bozkurt. Bizim leşlerle ve leş yiyenlerle işimiz olmaz, onun için hayvanat alemi bizi asil kabul eder.

Biz ormanda düzenin tarafı olduk hep, düzen ormanın kanunudur. Biz kanunsuzluk yaparsak,itlerden,çakal ve domuzlardan farkımız kalır mı?. Varın gidin işinize demiş. Biz bozkurt olmasını bildiysek, tüyümüze bulaştırılmak istenen domuz pisliğinini de temizlemesini biliriz… itiraz etmiş asil hayvanat. Yalnızsın demişler, akbabanın korulukta yakınları var. Koruluğun başkanı uğur böceği ve ormanın esas yöneticileri de akbabaya sahip çıkıyor. Seni koruluktan göndermeye and içmişler, seni nasıl onlara yem ederiz diye hep beraber haykırmışlar.

Bozkurt ayakları yerde, kaya üstüne ön ayaklarını koyup haykırmış. Biz demiş, kurt olurken, çakallara,domuzlara,köpeklere sormadık. Biz ak yelemize leke koymadık. Ormanın hakimi aslan kral bile sessiz kalsa, biz hayvanatın rızkına göz diken leş yiyicilere fırsat vermeyeceğiz.

Onun için adımız bozkurt,onun için yelemiz ak demiş . Siz demiş, bilmez misiniz ki, kurtlar hep yalnız doğar ve yalnız ölür. Biz yaradana doğarken teslim olanlardanız. Yaradandan başka kimseden hayır ummayız ve korku duymayız.

Pençemizin acısını tüm hayvanat bilir. Biz pençemizi daha çıkarmadık. Evvela yelemize konmak istenen domuz pisliğini bir temizleyelim. Pençemizin acısını bundan sonra tattırırız. Varın gidin siz işinize… Hak yolunda yalnız ölüm yeğdir demiş ve kaya üstüne dikilip, tüm çakallara,itlere,domuzlara ve akbabaları titretircesine uzun uzun ulumuş….

 

 

 

İşte bizim hikaye de böyle başlamış...
 
< Önceki   Sonraki >