Aktütün Yiğitleri

Logo  Logo  Logo  Logo
Tüm fotoğrafları görmek için tıklayınız.
KİMSE ELİMİZDEN ALAMAZ, BU UMUT BİZİM!

YENİ YILDA UMUTLARIMIZA SAHİP ÇIKMAK!  Allah’tan umut bizi hiç terk etmiyor, yoksa nasıl katlanacak bu can bunca zorluğa, eziyete, bunca sıkıntıya. Umut deyip geçmeyin, bizi ayakta tutuyor, bize yaşama ve dayanma gücü veriyor, bizi yaşatıyor… devamı

Pkk Demek Barzani Demektir Yazdır
"PKK Demek, Barzani Demektir"
Terörün en şiddetli günlerinde Güneydoğu’da PKK’ya karşı kelle koltukta görev yapan ve PKK terörü konusunda pek çok kitabı bulunan Emekli Albay Erdal Sarızeybek, PKK terörüne ilişkin Barem Dergisine konuştu.

AKP iktidarı döneminde Türkiye, terör konusunda hangi noktaya geldi? Terörle mücadele konusunda yol katedebildi mi?
AKP iktidarı döneminde terörle mücadele bir kenara bırakılmış, PKK terör örgütü siyasallaşma yolunda önemli adımlar kaydetmiştir. Teröristle mücadele ise Türk Silahlı Kuvvetlerine bırakılmış ama ne yazık ki silahlı kuvvetler can pahasına verdiği bu mücadelede hükümet tarafından yalnız bırakılmıştır. AB'ye uyum ve demokratikleşme adı altında bu hükümetin şimdiye kadar almış olduğu kararlar, İmralı'da yatan Öcalan'ın daha önceden devletimize dayatmaya çalıştığı sözde demokratik çözüm önerilerinden başka bir şey değildir. Örneğin; OHAL'in kaldırılması, Kürtlere kültürel haklar, DGM'lerin kaldırılması, Kürtçe yayın, Kürtçe dil kursları, Özel timlerin çekilmesi, Kürtçe ifade özgürlüğü gibi. Şimdi ihanet oyunu olarak adlandırdığımız PKK terörünün en önemli aşamasına gelinmiştir. Bu da; Kürtçe eğitim, Anayasal Kürt kimliğinin tanınmasıdır. Biliniz ki; bu hükümet yeni anayasa taslağında, anayasanın 66. maddesinde yer alan anayasal Türk kimliğini kaldırarak yeni bir kimlik arayışına girerse ve de Kürtçe eğitime yol açacak bir düzenleme yaparsa, bu ülkemizin bölünmesine giden en sert adım olacaktır. Kısaca bu hükümetin PKK terörü ile mücadele konusunda almış olduğu hiçbir tedbir olmadığı gibi, aksine PKK"nın siyasallaşması konusunda yaptığı işler vardır. Başbakan, ABD'nin Büyük Orta Doğu Projesi"nde görevi olduğunu açıkça söylemiştir. Bu proje Türkiye"yi bölme projesidir.
"Türk ulusu, ülkenin bölünmez bütünlüğüne kasteden PKK terörüne bu kadar kayıtsız kalan bir hükümet görmemiştir"
Hükümetin terörle mücadelede tavır ve uygulamalarını bir zaaf olarak niteleyebilir miyiz?
PKK terörü 1979'da Bucak Aşiret lideri Celal Bucak'a yapılan silahlı saldırı ile ilan edildi ve 1984 Eruh ve Şemdinli baskınlarıyla da dünyaya duyuruldu. 1979'dan günümüze geçen süreçte bir çok hükümet geldi geçti. Her biri kendine göre bir mücadele yöntemi belirledi. Onların eksikleri yok muydu? Elbet vardı, olmasaydı zaten bu günleri yaşamazdık. Ama o hükümetler şu ya da bu şekilde mücadeleyi sürdürdüler, güvenlik güçlerine her türlü desteği verdiler, yasal düzenlemelere gittiler. Şu an PKK'lı terörist sayısı beş bin civarında ifade ediliyorsa, 90'lı yıllarda otuz binlere varan PKK gücü ile karşılaştırdığınız zaman mücadelenin etkinliği görülecektir. Dolayısıyla o dönemdeki siyasilerin hatalarını en fazla gaflet olarak nitelendirebilirsiniz. Ama şimdi, terörü Kürt sorunu olarak niteleyen bir başbakan var. Terörle mücadelede çözümü,  İmralı'da yatan Öcalan'ın sözde demokratik çözüm önerilerinde arayan bir hükümet var. Nitekim DTP Grup Başkanı Ahmet Türk, “Başbakan ile Öcalan aynı çizgidedir” demiştir. Kuzey Irak'a operasyon yapılmasının gerekli olduğunu ifade eden Genelkurmay Başkanına, “bakarız, varsa gereği yaparız” şeklinde cevap veren kayıtsız bir Başbakan var. Ülkemizi bölmeyi amaçlayan Amerika"nın Büyük Ortadoğu Projesi"nde görevi olduğunu söyleyen bir başbakan var. Bir zamanlar ekmeğini suyunu verdiğimiz bir peşmerge olan Barzani ve Talabani'nin tehditlerine ses çıkarmayan bir hükümet var. Türk ulusu tarihinin hiç bir döneminde bu denli yakın ve ağır bir bölücülük tehdidi ile karşı karşıya kalmadığı gibi, ülkenin bölünmez bütünlüğüne kasteden PKK terörüne bu kadar kayıtsız kalan bir hükümet de görmemiştir. Sonuç olarak, biz de gaflet şile ihanet çok ince çizgiyle birbirinden ayrılır. Çoğu zaman zor olur görmek, kimin hangi tarafta olduğunu.
 
Kara Kuvvetleri Komutanı BAŞBUĞ"un son açıklamaları siyasi iradenin tutumuna atıfta bulunmuş olabilir mi?
Yeni komuta kademesi Türk Silahlı Kuvvetleri"nin birlik ve beraberliğini en üst düzeyde gösteren bir anlayışı, göreve başladıkları andan itibaren yapmış oldukları açıklamalarla bize göstermiştir. Genelkurmay Başkanımız 12 Nisan'da bir basın açıklaması yapmıştır. Benim düşünceme göre, bu açıklamada bu hükümetin terörle mücadelede gerekli tedbirleri almadığını açıkça ifade etmiştir. Örneğin, yasal yetkiler konusunda, bir teröriste yer gösterme işlemi yapan bir subayın, savcıdan izin almadığı gerekçesiyle yargılandığını anlatmıştır. Söz konusu edilen bu hükümetin AB'ye uyum adı altında çıkardığı Ceza Muhakemesi Kanunu'dur. Bu kanunla, polis, jandarma ve askere suça el koymak ve suçluyu delillerle ele geçirebilmek için önceki yasayla tanınmış olan tüm yetkiler kaldırılmıştır. AB'de böyle bir yasa yoktur. Hükümet 12 Nisan açıklamasına kayıtsız kalmıştır. Bu durum bize Osmanlı'nın son dönemlerini anımsatmaktadır. Falih Rıfkı Atay, Çankaya isimli kitabında gelecek konusunda bizi uyarmak için bir olaya sıkça vurgu yapmıştır. O da şudur; Padişah Vahdettin,  Damat Ferit'i ikinci kez sadrazam olarak atar. Dönemin Meclis Başkanı Padişaha itiraz eder, Damat Ferit'in İngiliz yanlısı olduğunu söyleyerek. O zaman Padişah sertçe cevap verir: ''Ben istersem Ermeni Patriğini, Katolik Papazını, Yahudi Hahambaşını atarım.'' Şimdiki durum budur; Ben ne istersem yaparım, zihniyeti. Komutanların açıklamalarını da bu çerçevede değerlendirmekteyim.
"Kimsenin Sesi Çıkmıyor"

Terör konusunda tepki göstermesi gereken ve toplumu aydınlatacak olan sivil toplum örgütleri ve siyasi partiler üzerlerine düşen görevi yerine getiriyor mu?
Hayır. Etrafınıza bir bakınız; onca sivil toplum örgütlerinden verdiğimiz şehitleri şiddetle kınayıp bunu bir gösteriyle ifade eden var mı? Bu hükümetin terörle mücadele etmediğini söyleyen var mı? Çıkardıkları CMK ile Terörle Mücadele Yasası'nın bir başka Avrupa ülkesinde olmadığını söyleyen var mı? Sahip olduğu imkan ve kabiliyetleri Şehit Ailelerini bir federasyon çatısı altında toplamak için çalışma yapan var mı? Güçlü sermaye kuruluşlarının oluşturduğu İş Adamları Dernekleri gibi sivil toplum örgütlerinin Terörle Mücadele konusunda yaptığı bir çalışma var mı? Sahip oldukları olanakları Avrupa ülkelerine baskı unsuru olarak kullanmaya çalışan var mı? Danimarka'daki PKK yayın organı Roj Televizyonunu bile kapattıramamış, Kırmızı Bültenle aranan PKK'nın Avrupa sorumlusu Rıza Altun'u iade ettirememiş, katil Fehriye Erdal'ı bile ülkeye getirip yargılayamamış bir hükümet, bir anlayış var üstümüzde. Kimsenin sesinin çıktığı yok; sanki bu vatan onların değil, sanki şehitler vatan evladı değil.
Terörü besleyen kaynaklar nelerdir?
PKK terörünün en önemli gelir kaynağı sınırlarımızdan yapılan uyuşturucu ve silah kaçakçılığı ve bu kaçakçılıktan aldığı haraçlardır. Sonra Avrupa'daki PKK cephe teşkilatının gurbetçilerimizden aldığı haraçlar. Doğu illerinde iş yapan zengin iş adamlarından aldığı haraçlar, zorla toplanan bağışlar, Avrupa"da çıkarıp halkımıza zorla sattıkları dergi ve gazete gelirleri, Roj Televizyonu"nun gelirleri, Avrupa'daki uluslararası sözde yardım kuruluşlarından aldıkları bağışlardır. İşin üzücü yanı, 1999'da Öcalan yakalanıp ülkemize getirildiğinde, Ankara DGM'si savcılarına verdiği ifadelerde kara paraları akladıkları vakıfları yerleri ile söylemiştir. İsviçre"deki Kürt Vakfı, Dayanışma Vakfı gibi. Ama nedense son üçlü koalisyon ve bu hükümet bu para trafiğini çözmek için bir girişimde bulunmamıştır. Örgütün mali kaynaklarını kesmek için de hiçbir çalışma yoktur. PKK'nın para trafiği ortaya çıkarsa ne olur? Kimin beslediği, hangi ülkelerin desteklediği, yurt içinde hangi zenginlerin PKK'ya bağış yaptığı ortaya çıkar. Demek ki, bu istenmiyor ki, kimse de bir şey yapmıyor. Yazık evlatlarımızı şehit eden, PKK'yı bu hale getiren bizi yönetenlerdir, yazık ki ne yazık!

"Amaç Türk Ulusunu Tarih Sahnesinden Silmek"
 
Son dönemde yabancı ülkelerin teröre yaklaşımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Her ülkenin milli ve hayati çıkarları var. "Düşmanımın düşmanı benim dostumdur" ilkesi var. ABD'nin Büyük Orta Doğu Projesi var, gelecekte muhtemel bir İran harekatı var, dolayısıyla PKK'yı bize ve İran'a karşı kullanacak. Bu nedenle desteği var. Barzani ve Talabani için PKK komşu ülkelere karşı kullanılabilecek bir güçtür. Avrupa Birliği ülkeleri zaten Türkleri işgalci görüyor, “Orta Asya"dan bin yıl önce geldiniz, geldiğiniz yere dönün” diyor ama biz anlamıyoruz. Lozan görüşmeleri sırasında İngiliz müzakereci George, İsmet Paşa"nın direnmeleri karşısında şunu söyler; “Siz şimdi bu imtiyaz tekliflerimizi kabul etmeyiniz, tamam. Ama şunu unutmayınız ki, bizde ve Fransızlarda para var, para bizde. Yarın para istemek için geri geleceksiniz, şimdi alamadıklarımızı o zaman alacağız'' der. Mesele işte bu. Para ile bizi ablukaya aldılar. Her yere borçlandırdılar bizi. PKK'nın ileri sürdüğü başbakan tarafından da kabul gören sözde Kürt sorununu bize karşı kullanıp, bizi yani Türk ulusunu tarihten silmeye çalışacaklar. Türk ulusu bu gerçeği görmelidir. Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur, sadece ülkelerin milli çıkarları vardır.
"Şimdilik ABD İçin PKK'nın Yaşaması Lazım"

ABD sınır ötesi operasyona neden karşı çıkıyor?
PKK demek; Barzani demektir. Sınır ötesi bir operasyonda Barzani peşmergeleriyle çatışmak kaçınılmazdır. Türk ordusu zamanında Irak'a müdahale etmiş olsaydı, peşmergeleri siler süpürür, Musul ve Kerkük'e girerek oradaki soydaşlarımızı örgütler, güçlendirir, öyle geri çekilirdi. Hele ki, İran'la Türkiye harekat öncesi bir anlaşma yapıp İran'ın da desteği alınmış olsaydı, Amerika bizi durduramazdı. Bu durumda ABD'nin kurmaya çalıştığı bağımsız Kürdistan hayalleri de suya düşerdi. Ayrıca, böyle bir harekat, anti-Amerikan eylemlerine dolaylı olarak da olsa fayda sağlardı. Ana fikirde birleşmiş bir İran, Türkiye, Irak ve Suriye karşısında Amerika zor duruma düşeceği gibi İsrail"de bundan nasibini alırdı. Kısacası Amerika bile zamanında yapılan bir Kuzey Irak harekatı karşısında ne gibi gelişmelerin olabileceğini öngöremezdi. Bu nedenlerle karşı çıkıyor. Ayrıca PKK'nın İran"daki kolu PJAK"ı, muhtemel İran harekatına karşı kullanıyor. Yarın Suriye'ye karşı kullanacak. Şimdilik ABD için PKK'nın yaşaması lazım. Amerika istiyor diye her şeye boyun mu eğeceğiz? Hayır. Asla çaresiz değiliz. Ama bize, Türk devletinin gücünü bilen, Türk olmaktan gurur duyan, şahsi menfaatlerini, siyasi menfaatlerini bir kenara atıp ülkemizin hayati çıkarlarını ön planda tutan yöneticiler gerek. Şahsen ben bu anlayışı bu hükümette göremiyorum.
"PKK Bir Bilinmez Değil, Ciddi Devlet Adamları ile Biter"

Sınır ötesi kapsamlı bir operasyon. Nasıl bir fayda sağlar?
Bu aşamada yani aylarca öncesi sınıra yığınak yapıp da zamanında Kuzey Irak'a müdahale etmediğiniz için PKK teröristleri de, Barzani peşmergeleri de aylardır bu harekat olursa ne yaparız, şeklinde bir hazırlık içerisindeler. Önceden düşünmüş olduğunuz darbeyi şimdi vuramazsınız. Ama her harekat mutlaka PKK'ya darbe vurmak için yapılmaz. Elbette ki, Türk Silahlı Kuvvetleri böyle bir harekat sonrasında ele geçirmeyi ya da ulaşmak istedikleri hedefleri belirlemiştir. Ne pahasına olursa olsun böyle bir harekatta bu hedefler de ele geçirilecektir. Benim şahsi düşüncem, şimdi yapılacak bir sınır ötesi operasyon psikolojik avantaj sağlar; doğudaki halkımız “Türkiye, Irak'a giremiyor, oradaki PKK'ya vuramıyor”  gibisinden saf bir düşünce içerisindedir. Bu durum PKK'yı cesaretlendirmiştir. Halkımız az da olsa gücümüzü sorgular hale gelmiştir. Dolayısıyla sınırlardan içeri bir adım da atılmış olsa, “Türk Silahlı Kuvvetleri istediği anda Irak'a girer” imajı yaratacak, Avrupa ülkelerinin konuya biraz daha ciddiyetle yaklaşmasını sağlayacaktır. Ancak, tek başına bir sınır ötesi harekatla PKK'nın bitirileceği düşüncesine kimse kapılmamalıdır. Devlet yönetimi ciddi bir iştir. Ciddi devlet adamları ister. PKK bir bilinmez değildir. Gerek yurt içi gerekse yurt dışı faaliyetleri devletimiz tarafından bilinmektedir. Ciddi devlet adamlarımız olduğu zaman, PKK biter.
 
Bir Kürt devleti planı var denebilir mi?
Türk milleti emin olsun ki; gerek PKK'nın gerekse Amerika, İngiltere, İsrail ve gerekse Barzani ile Talabani'nin nihai amacı önce Irak"ın kuzeyinde Kürt devleti kurmak, kurulmasını sağlamak, kolaylaştırmak, desteklemek, sonra İran, Türkiye ve Suriye'nin topraklarından birer parça alarak Büyük Kürdistan'ı kurmaktır. ABD'nin BOP çalışması da bunu öngörmektedir. Bunla ilgili haritalar yayınlandı zaten. Bu gerçeği görmemek için gerçekten kör olmak gerekir.
"Anayasanın 66. maddesinde yapılacak değişiklik bölünmenin ilk resmi adımı olur"

DTP"nin mecliste olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? İçinize sindirebiliyor musunuz?
Bu DTP yeni bir şey değil. Bu, içimize sindirmek ya da sindirmemek meselesi de değil. Bu bir oyun. Bu oyunu biz 90'lı yıllarda izlemiştik, sonunu da görmüştük. Benim üzüldüğüm, bilmeyerek ya da kasten bu oyunu bizi izlettirmek isteyenler var, bu oyuna alet olan figüranlar var, ona üzülüyorum. 90'lı yıllarda bu DTP'nin adı HEP"ti. Kapatıldı DEP oldu. Kapatıldı HADEP oldu. Kapatıldı DEHAP oldu. DEHAP"ın kapatma davası Anayasa Mahkemesi"nde görüşülmeye devam edile dursun, bunlar DEHAP"ı feshedip DTP"yi kurdu ve meclise girdi. Neden kapatılmıştı bunlar? Ülkemizin milletiyle bölünmez bütünlüğüne karşı yasa dışı faaliyetlerde bulunmak! Bu partinin başkanı kim? Ahmet Türk. Ahmet Türk kim? 1993'te Bekaa Vadisine gidip, Abdullah ÖCALAN İle görüşen ve ondan icazet ve talimat alan kişi. Bunu ben söylemiyorum, Abdullah Öcalan bunu resmi ifadesinde söylüyor. Meclise girer girmez ilk beyanatları ne oldu? Abdullah Öcalan'ın cezaevi koşullarının iyileştirilmesi. Son günlerdeki demeçlerine bakın; “PKK ile aramıza mesafe koyamayız!“ diyorlar. Türk aydınları neden bu gerçeği görmek istemiyor, neden anlamak istemiyorlar, bu partinin PKK'nın siyasi kanadı olduğunu? Güya sorunlar demokratik bir biçimde çözülecekmiş. Bazı Kürtçe düşünen, bazı da saf aydınlarımız bu fikre atıldılar. Ama yanlış. Neden yanlış? Cevabı Öcalan söylesin: ''Zafere doğru yürüyüş. Zafere doğru yürüyüşün nihai amacı özgür Kürdistan'ı kurmaktır. Savaşta, barışta ve görüşmelerde hiç kimse PKK'nın bu hedefi aksine politika yapamaz!''  İnanmayanlar Abdullah Öcalan ile ilgili Ankara DGM savcılarının ifade tutanakları ve iddianamesini okuyabilirler. Şimdiki hedefleri nedir? Kürtçe eğitime yeni anayasada izin verilmesi, Kürt kimliğinin anayasal vatandaşlık olarak tanınması. Ben buradan Türk ulusun seslenmek istiyorum; eğer ki bu hükümet, okullarımızda Kürtçe eğitim yapılmasına izin verecek şekilde, Anayasanın 66. maddesinde yer alan Türk kimliğinin değiştirilmesine olanak verecek şekilde bir anayasa ileri sürerse bilinsin ki bu, gelecekteki Kürk devletinin yani bölünmenin ilk resmi adımı olacaktır. Buna izin verenleri biz ve tarihimiz affetmeyecektir. Bunun hesabı mutlaka sorulacaktır ama bu dünyada ama öbür dünyada. Bölünmeye yol açacak bir girişime imza atmak Türk milletine ihanettir. Unutmayınız ki, Türk milleti hainleri hiç sevmez.
 
Irak"ın kuzeyindeki aşiret lideri Barzani"nin PKK ile organik bağı var mıdır? Son günlerde bu  kişinin  Güneydoğu üzerinde nasıl bir etkinliği vardır?
1984 Şemdinli baskını, Barzani kontrolündeki, hemen Şemdinli"nin güneyinde bulunan LOLAN kampından yapılmıştır. Barzani destek vermiştir. Bunu Öcalan resmi ifadesinde açık açık anlatıyor. 1992 yılı Ekim operasyonunda PKK yok olma noktasına getirilmişken Talabani ve Barzani, PKK ile ateşkes yapmıştır. PKK'yı peşmerge içinde saklamışlardır. “Hem bunun canlı tanığıyım hem de İHANETİ GÖRDÜM” isimli kitabımda buna ait belgeler var. Daha sonra Talabani devreye girmiş, Özal ile sözde ateşkes yapılmıştır. Öcalan bu ateşkesi Bekaa'da açıklarken Ahmet Türk isimli DTP başkanı da yanındadır. Sonra ne oldu? Ateşkes yapıldı. PKK yeniden toparlandı. Geldi, Bingöl karayolunda 37 vatan evladını kurşuna dizdi.  Ben PKK demek; Barzani demektir diyorum ama anlatamıyorum. Ya da bizi anlamak istemiyorlar. Hakkari yöresinde etkili olduğu doğrudur ama oradaki halkımız Türkiye Cumhuriyeti devletine güvenmektedir. Eğer ki siz, devletin her karış toprağında otorite olmazsanız, otorite boşluğu doğarsa bu boşluğu bir yanda Barzani diğer yanda PKK silah gücüyle doldurur.  Bugünkü durumumuz da budur!   
"Terörle Mücadele Onlar İçin Komedi Bizim İçin İse Trajedi"

Terör nasıl biter?
Öncelikle şunu unutmayalım; otuz yıldır süren bir hastalık bir günde iyileşir derseniz, bu yalan olur. Zamana ihtiyaç vardır. Bu hükümetle terörün kökü kazınır derseniz bu da yalan olur, kararlı bir siyasi otorite ister. PKK terörü bizim için kaderdir, derseniz bu da yalandır, asla çaresiz değiliz. Terör nasıl biter? Terörü bitirmeye kararlı devlet adamınız, yöneteniniz, lideriniz varsa terör biter. Ama sizi yönetenler terörü bitirmek istemezse ne yaparsınız? Ben oturup kitap yazıyorum. Türk Silahlı Kuvvetleri ''hiç bir güç bizi bölemez, kimsenin gücü buna yetmez'' deyip kararlılığını gösteriyor. Bu örnek olmalı, herkes tavrını açıkça ortaya koymalı, söylemeli, konuşmalı, yazmalı. Türk milleti bizi yönetenlere karşı tavrını, kararlılığını cumhuriyet mitinglerinde şeriata karşı gösterdiği gibi teröre de karşı daha yüksek sesle göstersin bu terör biter. Bu hükümet bitirmezse, halk onu gönderir yeni gelen bitirir. Yani her şey Türk milletinin tavrına bağlı. ''PKK ile mücadele Avrupa için, Amerika için, Barzani, Talabani, Öcalan ve DTP için bir komedi bizim için ise bir trajedi oldu. Hepsi halimize kıs kıs gülüyor. Sanki bunu bitirecek gücümüz yok bizim, sanki onlara karşı kozumuz yok! Siz şehit veriyorsunuz, sizin teröristinizi onlar besliyor, siz ise onların teröristini yok etmek için Afganistan'a asker gönderiyorsunuz, Lübnan'a asker gönderiyorsunuz.  İncirlik havalimanını ve havasını onlara kapılarına kadar açıyorsunuz. Hatta ABD'nin Türkiye üzerinden geri çekilmesi için şimdiden ve koşulsuz izin vereceğinizi söylüyorsunuz. Kıbrıs Rum kesiminin AB'ye girmesi için imza atıyorsunuz, Kuzey Kıbrıs'ı unutuyorsunuz. Gümrük Birliği anlaşmasından zarar ediyor, AB'ye girmek için PKK'ya taviz veriyorsunuz. Barzani'yi Kürt devleti kurmasını kolaylaştırmak için ekonomik yönden destekliyorsunuz. İnanın bana, terörle mücadele onlar için komedi bizim için ise trajedi oldu. Ama yeter artık, bu hükümet yeteri biliyorsa yeter artık! Türk'ün gücünü gösterme zamanı geldi ve de geçiyor. Sesimizi çıkarmazsak, inanın tarihten silecekler bizi...''

 
< Önceki   Sonraki >