Aktütün Yiğitleri

Logo  Logo  Logo  Logo
Tüm fotoğrafları görmek için tıklayınız.
KİMSE ELİMİZDEN ALAMAZ, BU UMUT BİZİM!

YENİ YILDA UMUTLARIMIZA SAHİP ÇIKMAK!  Allah’tan umut bizi hiç terk etmiyor, yoksa nasıl katlanacak bu can bunca zorluğa, eziyete, bunca sıkıntıya. Umut deyip geçmeyin, bizi ayakta tutuyor, bize yaşama ve dayanma gücü veriyor, bizi yaşatıyor… devamı

ZAP BİR BAŞLANGIÇ, ASIL HAREKAT ŞİMDİ BAŞLAYACAK! Yazdır

 BU HAİN PEŞMERGE DAMADINA KİMSEDEN SES YOK!

BARZANİ SARAYINDA DAMATLIK YAPIYOR, SÜLEYMANİYE'DE.

ADI OSMAN ÖCALAN, KATİL! 

74 VATAN EVLADININ KATİLİ! 

HANİ ADALET, HANİ HUKUK, HANİ YARGI, HANİ BAŞBAKAN! 

AMA TÜRK ORDUSUNUN İKİ KOMUTANI ZİYARET EDİLİNCE HAİNLER ORTAYA ÇIKIP

BİZE HAK HUKUK ADALETTEN BAHSEDİYOR!   

VİCDANSIZLAR, ALLAH'TAN KORKMAZ KULDAN UTANMAZLAR!

TÜRK ORDUSU OLMASAYDI SİZLER DE OLMAZDINIZ!

ONLAR TÜRK ORDUSUNUN KOMUTANLARI TERÖRİST DEĞİL!

BİZİM BİLDİĞİMİZ TERÖRİST İMRALI’DA, SÜLEYMANİYE’DE, AVRUPA’DA,

IRAK’TA, CİRİT ATIYOR! HER GÜN BİZİ ŞEHİT EDİYOR!

HANİ ŞEHİTLERİMİZİN KATİLLERİ!

 

 

 

 


 

Kara harekâtı sürerken 28 Şubat günü aniden Amerika’dan ağır bir heyet ülkemize geldi. Harekâtı durdurun diye çığlık atıp gittiler.

 

 

Aynı günün akşamı Başkan Bush da ABD’den haber gönderdi; harekâtı durdurun, diye.

 

 

Başbakan ve bakanlar açıklama yaptı; harekât sürecek, diye. Genelkurmay Başkanı harekâtın süresi için “bir gün de olur bir yıl da, süre izafi bir kavramdır” dedi.

 

           Aynı gün Genelkurmay Başkanlığı bir açıklama yaptı:  

           “Irak'ın kuzeyinde PKK terör örgütüne karşı icra edilen sınır ötesi harekât, 7'nci gününde planlandığı şekilde devam etmektedir. Harekâta katılan birliklerimiz dün teröristlerle bir bölgede sıcak temas sağlamışlar; çıkan çatışmada 7 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Başlangıçtan itibaren etkisiz hale getirilen teröristlerin toplamı 237'ye yükselmiştir.         

 

             28 Şubat 2008 günü saat 17:00 itibarıyla, birlikler sorumluluk sahalarındaki arazi arama tarama faaliyetlerine devam etmektedirler.  Birliklerimizin sahip oldukları üstün kış teçhizatı ve alınan ilave tedbirler sonucu, personelimiz olumsuz hava koşullarından etkilenmemiştir.         

 

             Derinlikte belirlenen terörist hedeflerin, Hava Kuvvetleri ve uzun menzilli destek silahları ile ateş altına alınmasına ve birliklerin bütünleme ikmali ve takviye faaliyetlerine gün boyunca devam edilmiştir.

 

 

             Temas bölgesindeki uçaksavar mevzilerini vuran uçaklarımızın, ayrıca takviye maksadıyla bölgeye girmekte olan bir terörist grubu da etkisiz hale getirdikleri değerlendirilmektedir.

 

 

 

              Harekât esnasında Irak'ın kuzeyindeki sivil altyapının tahrip edildiği yönündeki haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Bölgede sadece PKK terör örgütünün faydalandığı ilkel altyapı tesisleri kullanılamaz hale getirilmiştir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”         

 

 

              Akşam saatlerinde yapılan bu açıklamadan ve açıklamadaki  “harekât planlandığı şekilde devam etmektedir” sözünden haklı olarak harekâtın süreceğini düşündük hepimiz.

 

              “Arazi arama ve tarama faaliyetleri devam etmektedir, takviye maksadıyla bölgeye giren teröristler vurulmuştur” gibi ifadeler bizi böyle düşünmeye sevk etti.                

               O anda biri çıkıp deseydi ki; harekât sona erdi, kimse inanmayacaktı buna. Gönül huzuruyla hepimiz uyuduk ve 29 Şubat sabahı NTV televizyonunun harekâtın bittiğine dair haberi ile uyandık ve hep birlikte şoka girdik.

  

      Harekâtın en ateşli savunucularından biri biz idik. Harekâtın uzun süreceği konusunda açıklamalar yapan da biz idik. Barzani’ye vurulmadan PKK’ya vurulamayacağını, Musul Kerkük Türkmenlerinin hakları güvenceye alınmadan, Irak kuzeyindeki oluşum kontrol altına alınmadan, ABD Kerkük’te masaya oturtulmadan harekâtın bitemeyeceğini ileri süren biz idik.

 

                Bu harekât Gazi Paşa’nın ulus devlet anlayışı Şemdinli’nin Yeşilova’sına ulaşıncaya kadar sürmelidir diyen biz idik, biz söylemiştik tüm bunları.

 

                Bir şey bildiğimizden değildi, terörle mücadelede geçen onca yıl, hükümetin demokratik çözüm tavrı, DTP’nin ve İmralı’nın siyasi çözüm tavrı, ülkemizde olan bitenler bizi böyle düşündürüyordu, doğrusu bu diyorduk.

 

       Ama bu çekiliş haberi bir karabasan gibi çöktü üzerimize ve inanamadık. Bu kara harekâtının durduğu söylenen günün ABD’nin ikazlarıyla aynı ana denk gelmesi sanki er meydanını terk etmişiz gibi algılandı, herkes büyük bir hayal kırıklığı yaşadı.

 

 

                 Soruyorlardı bize; doğru mu bu, geri çekildiğimiz doğru mu diyerek, kimse harekâtın bitmiş olabileceğine inanmak istemiyordu. Hepimizde bir terk edilmişlik duygusu vardı sanki.

 

                  Akşam sularında konuyla ilgili beklenen açıklama Genelkurmay’dan geldi ve hep birlikte dinlemeye ve düşünmeye başladık:

        

                  “Türk Silahlı Kuvvetleri, hava koşulları ve aydınlık durumu gibi etkenler dikkate alınarak en uygun zaman olarak seçilen 21 Şubat 2008 saat 19:00’dan itibaren, Irak’ın kuzeyinde PKK/KONGRA-GEL Terör örgütüne karşı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı birliklerinin katıldığı hava destekli bir sınır ötesi kara harekâtı başlatmıştır.”

    

 

 

                   Aslında geç bile kalmıştık bu harekâtı başlatmak için.  Hükümet elinde yetki olmasına rağmen TSK’ne bu yetkiyi devretmemiş, Zap ve Avaşin’de boy gösteren teröristler göz göre gelip Dağlıca’da bizi yüreğimizden vurmuştu.

 

                    Acımız yüreğimize gömüp, olsun bu günler de geçer bu hesap sorulur deyip sabırla beklemeye başlamıştık. Nihayet ve de ansınızın TSK Irak’a girip hainleri bir bir vurmaya başlamıştı ama peki ya bu geri dönüş ne anlama geliyordu?      

 

                     “ Harekâtın hava şartları açısından elverişsiz bir mevsimde icra edilmesi, baskın sağlamak ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin her koşulda görev yapabilme yeteneklerinden faydalanmak için özellikle tercih edilmiştir. Ayrıca arazideki derin kar sayesinde, teröristlerin patlayıcı kullanma imkânları ellerinden alınmış ve patlayıcılardan kaynaklanan hiç bir zayiatımız olmamıştır. “        

                       Bu açıklama bir günah çıkarmak mıydı; kış şartları, zor operasyon koşulları, mayın ve patlayıcılara karşı alınan tedbirler açıklanıyordu ama hiç biri geri dönüşü izah etmiyordu.        

 

 

 

 

                       “Harekâtın maksadı, bölgedeki teröristleri etkisiz hale getirmek ve örgütün fiziksel altyapısını tahrip etmek olarak belirlenmiştir. Coğrafi olarak örgütün kalpgahı durumunda olan Zap bölgesi hedef alınmıştır.

 

 

 

 

                         Harekâtın sevk ve idaresi 2’nci Ordu Komutanlığınca Şırnak’tan; icrası Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığınca Çukurca’dan yapılmıştır. Harekâtın hava desteği 2’nci Hava Kuvveti Komutanlığı tarafından, kara havacılık ve topçu desteği ise Kara Kuvvetleri Komutanlığının sınıra yakın üslerinden sağlanmıştır.

 

                        Derinlikte belirlenen terörist mevzileri ve barınma yerleri hava kuvvetleri ve kara ateş destek vasıtaları ile ateş altına alınmıştır. “Harekatın koordinasyonu hakkındaki bu açıklamaları sabırla dinlememize karşın hala geri çekilme haberi söylenmiyordu, harekâtın yapısına ilişkin bilgilerle yapılan bu girişin sonu neye varacaktı? 

        

 

 

 

                       “Birliklerimiz sınır ötesi dağlık bir bölgede, derin kar ve şiddetli soğuklarda harekâtı başarıyla uygulamışlardır. Görev alan birlikler tamamen komando eğitimli yaya ve uçar birlikler olup, harekâtta tank, zırhlı ve tekerlekli araçlar kullanılmamıştır.

        

 

 

                         Bölgede hava sıcaklığı gündüzleri 0 ila 5 derece, geceleri 0 ila –15 derece arasında değişmiştir. Kar kalınlığı vadilerde 0-45 cm, yüksek kesimlerde ise 1-1,5 metre arasındadır. 25 ve 26 Şubat 2008 tarihlerinde bölgede yoğun sis ve tipi meydana gelmiştir.         

 

 

                          Sınır ötesi harekâtta sadece PKK terör örgütü hedef alınmış; sivil halk ve yerel unsurlar harekâttan olumsuz etkilenmemişlerdir.

 

                           Kara Kuvvetleri, Jandarma ve Hava Kuvvetleri unsurları arasındaki mükemmel koordinasyon, müşterek harekâta örnek oluşturacak düzeyde bir sınır ötesi harekât uygulanmasını mümkün kılmıştır.”

 

                           Hepimiz farkındaydık bu harekâtın zor koşullarda yapıldığının, ama bu; geri çekilmeyi açıklamıyordu. Gerçekten harekât bitmiş miydi, geri mi dönüyorduk? 

       

 

                         “ Harekât süresince bölgedeki 60 hedef grubuna (272 hedef) hava taarruzu icra edilmiş; ayrıca Kara Kuvvetleri ateş destek vasıtaları tarafından 517 adet muhtelif hedef ateş altına alınmıştır. 

 

                         Harekâtın başından itibaren, manevra birlikleri ve uçaklar tarafından 126 mağara, 290 barınak ve sığınak, 12 komuta merkezi, 11 muhabere tesisi, 6 eğitim tesisi, 23 lojistik tesis, 18 ulaştırma tesisi, 40 hafif silah mevzii ve 59 uçaksavar mevzii kısmen ya da tamamen tahrip edilmiştir.

        

 

 

                         Dün ele geçirilen 3 teröristle birlikte, sınır ötesi harekâtta etkisiz hale getirilen terörist sayısı 240’a ulaşmıştır. Harekâtta 24’ü asker ve 3’ü Geçici Köy Korucusu olmak üzere, 27 güvenlik görevlisi şehit olmuştur.

        

 

 

                         Harekâttan önce bölgede bulunduğu değerlendirilen yaklaşık 300 teröristin büyük çoğunluğu etkisiz hale getirilmiş; geri kalanların bir kısmı ise bölgeyi terk ettiklerinden temas kesilmiştir. Ayrıca, bölgedeki barınma olanakları, haberleşme imkânları, uçaksavar savunması ve yaşam malzemeleri büyük oranda tahrip edilmiştir.

 

 

 

                        Böylece harekâtın başlangıçtaki hedeflerine ulaştığı değerlendirilmiş; birliklerimiz arazi arama ve taramaları yaparak, 29 Şubat 2008 sabahı itibarıyla yurt içindeki üs bölgelerine dönmüşlerdir.”

 

 

                        Doğruymuş demek NTV’nin haberi, biz geri dönmüşüz yani harekât bitmiş. Ne yapmalı ne düşünmeli şimdi? 

        

 

 

                      “Şüphesiz, bir bölgede icra edilen operasyonla terör örgütünün tamamen etkisiz hale getirilmesi söz konusu değildir. Ancak, Irak’ın kuzeyinin teröristler için emniyetli bir bölge olmadığı örgüte gösterilmiştir.

        

 

                        İcra edilen harekâtın, bölgenin teröristler tarafından kalıcı ve güvenli bir üs bölgesi olarak kullanılmasını önleyerek, uzun vadede Irak’ın istikrar ve iç barışına da katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.

        

 

                        Harekâtın başlangıç ve bitiş zamanı tamamen askeri gerekçe ve ihtiyaçlara göre tarafımızdan belirlenmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu kararına içeriden ya da dışarıdan her hangi bir etki söz konusu değildir.

 

                        Kaldı ki, bu konuda bazı haberlerin çıktığı gün, harekâta katılan birliklerin bir kısmı başlangıçtaki planlama gereği sınırlarımız içine çekilmiş durumdaydı.

        

 

                       Irak’ın kuzeyi terör örgütünün faaliyetleri açısından bundan sonra da yakından izlenecek ve bu bölgeden Türkiye’ye tehdit yöneltilmesine müsaade edilmeyecektir. Terörle mücadele yurt içi ve yurt dışında kararlılıkla yürütülmeye devam edecektir.                       

                        Hangi sebeple olursa olsun; terör örgütüne katılmış olanların, kan dökerek hiç bir sonuca ulaşamayacaklarını anlayarak, devletin şefkat ve adaletine sığınmaları beklenmektedir.

 

                        Bölgeden alınacak ayrıntılı raporların değerlendirilmesi sonucu, kamuoyu en kısa zamanda ayrıca bilgilendirilecektir. Saygı ile duyurulur. “

 

 

             Anlatılanları dinlerken kavramakta güçlük çekebiliyor insan, bizim için de zor oldu kavrayabilmek gerçeği, hemen Genelkurmay web sayfasına girip bir kopya aldık yapılan resmi açıklamadan ve başladık okumaya. Satır satır, kelime kelime, virgül virgül okuyorduk yapılan açıklamayı.

 

 

                     Bir umut vardı içimizde, bir ışık; harekâtın henüz bitmediğini, bu işin daha yeni başladığını ve kolay kolay bitmeyeceğini anlatan bir umut, bu yaptığımız daha yapacaklarımızın ayak sesidir, diye haykıran bir umut.

 

                     Bitti mi bu harekât bitti mi, diye bize soruyordu yüreği daralanlar ülke kaygısıyla, gelecek kaygısıyla. Hayır dedim hep hayır, bu daha bir başlangıç, büyük harekâtın bir küçük parçasıdır bu, son harekâtın ayak sesidir bu!

 

             Genelkurmay’ın açıklamasını tekrar tekrar okuduk. Okudukça yüreğimiz ferahlar gibi oldu, çünkü aradığımızı satır aralarında bulmuştuk. Kelimeler bize şöyle diyordu; en uygun zaman buydu harekât için, en uygun zaman.

 

 

             Her yer kar, derin kar, şiddetli soğuk, terörist beklemiyordu geleceğimizi, gittik ve vurduk, baskın yaptık, diyordu satırlar. Ya mayın ya patlayıcılar? Karın olumsuz etkisini avantaja dönüştürdük, zayiat vermedik mayınlı tuzak yüzünden.

 

                       Baskın yapılması askeri bir taktikti ama kar kütlesi altındaki patlayıcıyı böylece etkisiz hale getirmeyi düşünmek bizim için bilinmeyen bir taktikti, böyle anlayınca olayı, gururlandık.

 

 

                       Oysaki harekâta ilişkin medya tarafından başlangıçta verilen bilgiler, geniş kapsamlı bir harekât yapıldığı izlenimini veriyordu hepimize ama doğru değilmiş, Genelkurmay’ın açıklamasından anlamıştık bunu.

 

             Ah şu medya dedim, ah şu Yahuda medyası öyle görüntü verdiler ki bize sandık ki; Sinat, Haftanin, Mezi, Basyan, Hakurk, Kandil, bütün kamplara girilmiş, toplar tanklar harekâta katılmış, girilen her yerde çatışma var, geniş bir kara harekâtı bu, kolay kolay bitmez sanmıştık. Şimdi daha iyi anlıyorum içimizdeki hayal kırıklığının nedenini, medya sebep olmuştu buna.

 

 

 

            Ordumuz diğer kamplara girmemişti ki! Tanklar, motorlu araçlar harekâta katılmamıştı ki! Tek bir kampa girilmiş o da Zap! Hakurk duruyor, Basyan, Mezi, Şive, Avaşin duruyor, Kandil duruyor! Daha 3.500 terörist duruyor. Saf dışı bırakılan 300 terörist, daha 3.200’ü duruyor, Barzani’dekiler duruyor, Mahmur Kampı duruyor.

 

 

 

              Ne hakkınız vardı Yahuda medyası bizi gerçeklerden uzaklaştırmaya, ordumuzun hakkında kuşku yaratmaya, Türk milletinin Amerika’ya esir olduğunu düşündürmeye ne hakkınız vardı sizin?

 

                        İşte her şey açık; girilen tek kamp var, tek kamp, o da; Zap. PKK yaşıyor hâlâ, aksini söyleyen mi var? Bu harekât burada biter mi hiç, asıl harekât sonra başlayacak, başlayacak ama hedefi sadece PKK olmayacak, inanın bana hedef sadece PKK olmayacak!

 

 

                Harekâtın bitmesini en çok ABD’ye bağlayanlar oldu. Dedim, bu ABD harekâtın her aşamasını bilse, başlangıç ve sonunu bilse, ne diye gelsin ta Amerikalardan buraya, harekâtı durdurun demek için mi! Bilseler Türk ordusunun işini gelirler miydi buralara. Üstelik Bush da bağırmaya başladı, durun diye.

 

 

 

             Bilseydi der miydi bunu! Başbakan Ulusa Sesleniş konuşmasını dağıttı aynı gün öğleyin. Harekât devam ediyor diyordu ulusumuza. Harekâtın bitiminden haberi olsa yayınlar mıydı bunu?

 

 

 

 

 

 

                  Ne çabuk unuttuk Osman Paşa’yı? Irak’taki harekâtını Barzani’nin Ankara temsilcisi teröristlere haber vermemiş miydi? Herkese geri çekilme söylensin de askerimiz pusuya düşsün öyle mi? Şırnak’ta geri çekilen Mehmetçik’i pusuya düşürmediler mi?

 

                  ABD bunu bilecek ama PKK bilmeyecek öyle mi? Ordumuz bizim ordumuzdur başkasının değil, Türk milletinin ordusudur, geleceğimizin, güvenliğimizin teminatıdır, böyle bildik böyle bilerek öleceğiz ve her zaman ona güveneceğiz.

 

                  Şimdi bu kara harekâtı nedir; PKK’nın Irak kuzeyindeki ana karargâhlarından biri olan Zap kampı vurulmuştur, oradaki 240 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Harekât başarıya ulaşmış ve birliklerimiz dönmüştür.

 

                  Peki, bu kara harekâtı ne değildir; PKK bitmiştir, Irak’taki kampları yok edilmiştir, harekât bir daha yapılmayacaktır, bizi bu hallere düşürenlerden, ihanet edenlerden ve buna destek verenlerden hesap sorulmayacaktır.

 

                  Böyle anlayınca Genelkurmay açıklamasını yanık yüreklere su serpiliyor ve umutla geleceğe bakıyor insan son harekâtın ayak seslerini duymak için. Bakalım bu umut hala içimizde mi, şimdi onu görmek için Aktütün’e gidelim yıllar öncesi gittiğimiz gibi, bu sorunun cevabı oradaki şehit kanlarıyla sulanmış vatan toprağında yatıyor…    

 

 

MART 2008, SON HAREKAT 


 

 
< Önceki   Sonraki >