TBMM Başkanİ Sayİn Arİnçİn Beklenmedik Telefonu PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Saturday, 08 March 2008

Nerden aklİma geldi ki bu olayİ size anlatmak, bilemiyorum ki? Kapkara düşünceler içerisine her dalİşİmda, düşünceler sürüklüyor beni hep geçmişe doğru. Etkileyen, iz bİrakan ya da derinden izi kalan olaylar bir bir aklİma geliyor, dalİp gidiyorum. İnanİn bu olayİn da izi kaldİ ben de ama anlayamadİm, Sayİn Arİnç’İ bizi telefonla aramaya yönelten konuyu hala anlayamadİm. Unutamİyorum, aklİma geliyor ve düşünüp duruyorum.
Olay Temmuz 2003’te geçer. Genel seçimler Kasİm 2002’de olmuş, % 34 oyla bir parti tek başİna iktidar. Herkes gibi biz de; ‘’bu hükümet artİk yolsuzluklarİ önler, insanlar insanca yaşar ülkemde’’, diyoruz. Sayİn Arİnç Gazi Paşa’nİn meclis başkanİ. O zamanlar türban, laiklik konu bile değil. Genç bir vekil baş olmuş haykİrİyor: İnsanİ insan gibi yaşatacağİz, diye. Biz de herkes gibi sabİrla bekliyoruz görmek için insanlarİn insan gibi yaşadİğİnİ!
Bu bir umut, fakirin ekmeği gibi. O zamanlar hatİrlİyorum, hep birlikte umut ettik haklİ olarak. Dedik, belki, belki bunlar onlar gibi değildir. Aradan geçip de yİllar bu gelenlerin, gidenlerden pek farklİ olmadİğİnİ bize gösterince, bir de üstüne üstlük, türban, laiklik yani cumhuriyetin değerleri ile bizi biz yapan değerlerin siyasete alet edildiğini görünce derin düşünceler gene aldİ beni. Dedim, herhalde hesap sormamİzİn zamanİ geldi!
Gelelim konumuza, neydi ki bu olay? Anlatayİm:
Dediğim gibi yİl 2003, Manisa İl Jandarma Komutanİyİm. Tayin de çİkmİş şanlİurfa’ya. Her tayin döneminde olduğu gibi, içimizde garip bir heyecan, hazİrlanİyoruz yeni bir göreve. Aylardan Haziran. Paris askeri ataşe yardİmcİsİ Binbaşİ Eyüp beni aradİ: Komutanİm, buraya mİ geliyorsunuz, deyince ben şaşİrdİm. Bir şeyden haberim yok. Kim seçmiş, niye seçmiş, görev ne? Ankara’yİ aradİm. Dediler, Fransa’da bir uluslar arasİ tatbikat var, sen Türk Jandarma Birliği komutanİ olarak tatbikata katİlacaksİn. Komutan seni seçti.
Garip bir heyecan. Uluslar arasİ bir tatbikat. Türk jandarma birliğinin komutanİ olmak ne demek! Büyük onur, büyük mutluluk! Bizi seçmişler, güvenmişler. Gururluyum, jandarmayİ temsil etmek ne demek! Gittik, görmeliydiniz kahraman jandarmayİ. Çatlattİlar düşmanİ, dosta güven verdiler ve döndüler. Basİn yazİyor, gururumuz jandarma, biz de havalarda. Bakİn gazetelere nasİl yansİmİş:
‘’İçişleri Bakanlİğİ, Jandarma Genel Komutanlİğİ Genel Sekreterliği
Tarih:01 Temmuz 2003 Duyuru No: 2003 / 21
Basİn Açİklamasİ
1. Avrupa birliğine üye ülkelerden, İngiltere, Fransa, İtalya, Portekiz, İspanya ve Hollanda ile birliğe henüz üye olmayan Türkiye ve Romanya jandarmasİndan teşkil edilen müşterek görev taburunun, 16 Haziran 2003 günü Fransa’nİn Saint – Astier kentinde başlayan tatbikatİ 28 Haziran 2003 tarihinde sona ermiştir. Avrupa kolluk kuvvetleri müşterek tatbikatİna katİlan ve başarİ ile tamamlayan Türk Jandarma Özel Operasyon Birliği, 29.06.2003 tarihinde yurda dönmüştür.
 2. Avrupa Güvenlik Kuvvetleri Taburu’nun 2002 yİlİnda düzenlenen tatbikatİna gözlemci olarak katİlan Türk jandarmasİ, bu yİl J.Kd. Albay Erdal Sarİzeybek başkanlİğİnda 25 kişiden oluşan, özel bir operasyon birliği ile katİlmİştİr.
3. Söz konusu tatbikata; Rusya, Almanya, Avusturya ve Belçika ile birlikte toplam onbeş ülke gözlemci olarak katİlmİş olup, gelecek yİl yapİlacak olan tatbikata daha fazla ülkenin fiilen katİlmasİ beklenmektedir. 
4. Avrupa birliği çerçevesinde yapİlan güvenlikle ilgili çalİşmalarİ yakİndan takip eden Jandarma Genel Komutanlİğİ, ilk olarak 1998 yİlİnda Avrupa Jandarmalar Birliğine gözlemci olarak katİlmİş, müteakiben tam üye statüsünde halen birlik düzeyinde çalİşmalarİnİ sürdürmektedir. Bu kapsamda çalİşmalarİnİ sürdüren Türk Jandarmasİ yeni teşkil edilmekte olan Avrupa birliği güvenlik kuvvetleri müşterek görev kuvvetindeki yerini bu tatbikatla birlikte almİştİr. Kamuoyuna saygİyla duyurulur.
Rapor hazİrladİm, Sayİn Orgeneral şener ERUYGUR’a sundum. Tebrik etti ve döndük Manisa’ya. Döner dönmez ne göreyim: Benim aslanlarİm, Gazi Paşa’nİn laik cumhuriyetini beğenmeyip yerine şeriat isteyen bir tarikatİn izini bulmuş mu, bulmuş da tam operasyon zamanİ mİ?
Kİsaca olay şu:
Nurcularİn Okuyucular grubu diye adlandİrİlan bir tarikat ya da cemaat, Manisa’da üç beş yerde yazlİk eğitim merkezi açmİş, özellikle fakir ve zeki çocuklarİ çeşitli illerden almİş bu merkeze. Bir de, kimi İstanbul kimi başka yerden üst düzey ulemalar ve âlimler bulmuş. Abi ve ablalarla dini eğitim veriyorlar. O zamanlar Türkiye Cumhuriyeti laik ve demokratik bir ülke. Anayasamİza göre, izinsiz dershane açmak suç, izinsiz dini eğitim vermek suç, bildiğim kadarİyla şimdi de suç.
Durum hemen Cumhuriyet Savcİsİna bildirildi. Arama kararlarİ alİndİ ve operasyona başlandİ. Jandarma bölgesinde üç eğitim merkezi bulundu; yurt içi, yurt dİşİ teşkilat, öğrenci listeleri, abi abla listeleri, eğitim ve öğretim ders notlarİ, günlük faaliyet çizelgesi. Nerde bizim milli okullarda böyle düzenli planlar programlar! Onlar benim çocukluğumda vardİ. şimdi bile hatİrlİyorum; pİrİl pİrİl öğretmenlerim, saygİn ve asil, Atatürkçü, ülkesini seven. Yerli malİ haftalarİ, akla ve fikre ilmin ve bilmin egemen olduğu yİllar. Önce yerli malİ bitti ya da bitirildi, ithal et yedik deli dana, buğday yedik ithal, tarİm ve hayvancİlİğİn gözde olduğu ülkemizde ete buğdaya muhtaç olduk. Ardİndan, önce PKK denen kan dökücü teröristler öğretmenlerimizi öldürdü ve biz koruyamadİk yeni neslin eğiticilerini. Sonra derken kemer sİkma politikasİ aldİ yürüdü. Maaş yetmez oldu öğretmenimize, kimi simit satmaya başladİ, kimi şoförlük yaptİ. Sonra paralİ dershaneler açtİk, aldİlar gittiler en iyi öğretmenlerimi, düşünmediler parasİz olan ne yapsİn!

  Gelelim bizim irtica operasyonuna. Jandarma bölgesi tamam; ifadeler, tutanaklar, tespitler. Eldeki dokümanlar, bu dini eğitim merkezlerinden iki üç tanede polis bölgesinde olduğunu gösterir. Hepsi Akhisar Hilaliye Vakfİ kontrolünde.
Dedim madem biz başladİk bu işe, biz bitirelim. Emniyet müdürümüz Kahraman Koçak, halim selim bir insan, anlayİş gösterdi. Aldİk bir polis yanİmİza operasyon müşterek olsun diye. Savcİya bilgi verdik ve girdik Manisa merkeze. İki merkez bitti, geldik son merkezine dini eğitimin. Bir de bakalİm ne görelim; arama kararİnda diyor no: 5, ama no:5’te var beş ayrİ daire! Bir de bu apartmanİn Sayİn ARINÇ’İn annesine ait olduğu duyulmasİn mİ, gerisini siz düşünün!
Hemen cumhuriyet savcİsİna durumu ilettik ve arama kararİnİn beş daireyi kapsayacak şekilde genişletilmesini istedik. Cumhuriyetin savcİsİ da öğrendi mi evin kime ait olduğunu, aldİ mİ bir telaş Manisa adliyesini, Allah’İm o ne telaş!
İnanİn bana öğretmenlerimiz ne kadar zorluk çekiyorsa yaşamak ve yaşatmak için, cumhuriyetimizin savcİlarİ da aynİ, hakimlerimiz de öyle. Yirmi yİl yaşadİm savcİ ve hakimlerimizle, on ayrİ yerde. Sade bir mantİkla bakarsanİz olaya aslİnda hepimiz biziz!
Küçük ilçelerde çalİştİğİmİz zamanlar, birbirimizden hiç ayrİlmazdİk ki; akşam yemeği beraber, ev gezmeleri beraber, mesai içinde ziyaretler, bir bütün gibi. Onlar da çok çile çekti, görevlerini layİkİyla yapabilmek için. Hiç korktuklarİnİ görmedim ne terörden ne de kaçakçİdan. Hep vicdanlarİnİn sesini dinlediler adaleti tecelli ettirmek için. Sanİrİm nasİl ki, öğretmenlerimizi yalnİz bİraktİk, destek olmadİk, sİkİntİlarİnİ göremedik, aynİ şekilde yargİmİza da sahip çİkamadİk, yanlarİnda olamadİk, sorunlarİnİ sahiplenmedik ve de çözemedik.
Ben anlİyorum onlarİ ama gelin görün ki, devran döndü mertlik bozuldu. Gazetelerden öğreniyoruz, iktidarİ elinde tutanlara ters düştünüz mü işiniz bitti. Geçen gün okudum, görevden alİnan milli eğitim müdürlerine hindi nasİl yetiştirilir gibi araştİrma konularİ vermişler faydalİ olsunlar diye memlekete millete!
Çoluk var çocuk var okuyan. Eş var çalİşan. Maaş malum kime yetiyor ki? Tam bir yere tayin olup düzen kuruyorsunuz, al sana bir tayin daha. Ne dirlik kalİyor ne düzen. Yaş kemale ermiş, insan istiyor bir yere yerleşmek, yaşamak insan gibi ama ne mümkün.
İşte böyle bir ortamda, tayinin ceza olduğu bir yerde, bizim adliyeyi haklİ olarak aldİ bir telaş. Ne olacak şimdi? Sayİn Arİnç’İn evi nasİl aranacak? Ama şu da var, bir kere arama kararİ verilmiş, deliller yeterli görülmüş, o yer aranacak. İstenen karar kapsamİnİn genişletilmesi. Üstelik bu beş dairenin üçü bu vakfa kiraya verilmiş, biri de hibe edilmiş. Yani tüm daireler ile vakİf arasİnda bir bağ olduğu gibi ele geçen dokümanlarda da buranİn dini eğitim merkezi olduğunu gösterir somut ve inandİrİcİ deliller var.
Bakİyorum bugünlerde özellikle bizi yönetenler bağİrİyor: Yargİya müdahale olmaz, diye. Siz diyorsunuz bu çocuk iyidir, beraber çalİştİk, al sana yargİya müdahale, üstelik çete halinde. İstanbul’dan bir iş adamİ çİkİyor: Ya yapmayİn etmeyin, bu rektör, üniversite rektörü, ülke bizim, üniversite bizim, rektör bizim, elbette herkes görevini yapacak bu vatan için, halk için ama biraz dikkat! Al sana yargİya müdahale! Önce inceleme başlatİlİyor, sonra niyet anlaşİlİyor, dava kapanİyor. Ama dikkatiniz çekiliyor, kendi işine bak, bizim işimize karİşma, dercesine. Nasİl oluyorsa bu iş, oluyor işte bizim ülkemizde.
şimdi herkes sustu; korkudan mİ neden bilmem? Sivil toplum sustu, rektör sustu, iş adamİ sustu, sendika sustu, oda borsa sustu; sanİrsİnİz her şey güllük gülistanlİk ve ülkemiz bir cennet, biz de yaşarİz hurilerle cennet bahçesinde!
Allah aşkİna sorarİm size: Siz hiç yargİya sesli müdahale gördünüz mü? Yani birinin çİkİp da: Buna ceza vermeyeceksiniz, bu için üç yİl verin yeter, buna dava açmayİn, diyecek kadar çİlgİn birini gördünüz mü hiç? İsterseniz bir deneyin! Sizi deli diye hastaneye yatİrİrlar inanİn. Peki, yargİya müdahale olur mu? Olur. Nasİl mİ olur, işaret parmağİyla, sessiz ve derin! Anlatayİm:
Siz büyük Türk milletinin takdirine mazhar olarak büyük ve de önemli bir koltuğa oturtulursunuz. Aslİnda o koltuğa otururken ‘’ Gazi Paşa olmasaydİ, ben de bu koltuk da olmazdİm’’ demeniz gerekir ama demezsiniz ve üstelik O’nu inkâr edersiniz. İster deyin siyasi çİkar, ister deyin şahsi çİkar, sizinle ilgili bir değil bir çok dava gelir bizim savcİmİza, hakimimize. Savcİ vicdanİn sesini dinler, olayda sizi suçlu görür dava açar. Hakim vicdanİn sesini dinler, olayda sizi suçlu görür mahkum eder. Bir bakarsİnİz, savcİ Hakkari’de, hakim şemdinli’de. Bu sizin ders almanİza, tecrübe kazanmanİza yetmez. Bir başka hakim gelir, bir başka savcİ, yine dava yine mahkumiyet. Onlar bu sefer Kars’a diğeri Ardahan’a. Koltukta oturan işaret parmağİnİ size doğru sallar ama siz o parmağİ göremezsiniz sadece hissedersiniz.
Nihayet bir başkalarİ gelir karar makamİna. O gelenler sessiz düşünür; ‘’çocuk var, çoluk var, geçim derdi bir yandan, gelecek kaygİsİ bir yandan, yaş kemale de erdi, ne de olsa eden bulur bir gün’’ der. Ayrİca öbür dünyadaki mekânİ da garantiye almak için ‘’ Allahİm, bir günah işlediysem, affet’’ der. Bir bakmİşsİnİz ne dava kalmİş ne karar ne de mahkûmiyet! Elbette bu sessiz düşünceler ve düşüncelerin kararİ karşİlİksİz kalmaz, alİn size rütbe alİn nişan, sanki ulufe! Böylece ne yapmanİz gerektiği size öğretilmiş olur işaret parmağİyla. İşte yargİya müdahale böyle olur, sessiz olur, sadece siz hissedersiniz, başkasİ bilmez.

Neyse biz vakamİza devam edelim bakalİm: Biz o gün, gecikmesinde sakİnca olduğu gerekçesiyle savcİdan yazİlİ izin alamadİk.Savcİ dedi: şifahen ben izin veriyorum arayİn. Dedik: Savcİ bey şifahen olmaz, imza atİn şu kağİda, arada Sayİn Arİnç var, yarİn görev yetki hududunu aşmak falan, al başİna belayİ, bizi kim kurtaracak? Tabi savcİ da düşünüyordu sanİrİm, O’nu kim kurtaracak? Velhasİl o gün izin alamadİk, mahkemeye müracaat etti savcİ bey, iş yarİna kaldİ. Ekipler çevrede, tedbirimiz tamam.
Geldim bizim meşhur koltuğa ve oturdum. Yaktİm bir sigara, düşünüyorum, bu iş ne iş diye. Dediler, komutan arİyor. Dedim, hangi komutan? Jandarma genel komutanİ şener paşa. şaşİrdİm, heyecanlandİm. Dedim, genel komutan beni niye arar? Ne sorar, acaba bir kusur mu ettik hizmette? Ne, nedir bilmeden bağİrdİm var gücümle:
Albay Sarİzeybek, Manisa İl Jandarma Komutanİ, emret komutanİm.
Nasİlsİn evladİm.
Sağ ol komutanİm.
Anlat bakayİm bu Arİnç meselesi nedir?
Emredersin komutanİm, dedim ve anlattİm bir bir.
şimdi olay ne safhada?
Komutanİm, savcİlİk kanalİyla mahkemeye başvurduk arama kararİnİn genişletilmesi için. Yarİn cevap verecekler. Biz gerekli tedbirleri aldİk, bekliyoruz komutanİm.
Peki, evin etrafİnda tedbir aldİnİz mİ, filme çektiniz mi?
Evet komutanİm.
şimdi o tüm dokümanlardan, CD’lerden birer kopya çİkar, hemen bu gece bir kuryeyle bana gönder.
Emredersin komutanİm. Dedik ve gönderdik.
O zaman da şaşİrmİştİm şimdi de şaşkİnİm; genel komutanİn bizzat bu işle ilgilenmesi ve alay komutanİyla doğrudan temasa geçmesi; arada kurmay başkanİ korgeneral var, bölge komutanİ tuğgeneral var. Bilmem ki, elbet bir bildiği vardİ büyüklerimin deyip geçtim ve hiç düşünmedim.
Gece saat dokuz ya da on gibi, dediler sizi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanİ Sayİn Bülent Arİnç telefonla arİyor. Vallahi korktum. Korku gibi değil de başka bir şey, beni niye arİyor acaba, merak ettim. Bir yandan da mutluyum. Dedim, Erdal artİk adam oldun, bak kimler arİyor seni. Herhalde nedir bu iş diye soracak, nasİl anlatayİm şeriat irtica falan. Ya korkumdan ya da başka bir şeyden telefona çİkamadİm. Oldu sabah.
Ya sabah sabah da olur mu, diyeceksiniz ama oldu, Sayİn Arİnç sabah sabah bizi gene aradİ cep telefonundan. O da evladİm, diyor genel komutan gibi.
Albay Sarİzeybek, buyurun Sayİn Meclis Başkanİm.
Bir arama yapacakmİşsİnİz annemin evinde.
Evet, Sayİn Meclis Başkanİm. Elimizde mahkeme kararİ var. Her şey yasalara uygun Sayİn Meclis Başkanİm.
Aramada dikkat edin olur mu, alt katta annemin eşyalarİ var, onlara bir zarar vermesinler askerler.
Emredersiniz Sayİn Meclis Başkanİm. Ben bizzat aramada bulunacağİm. Hiçbir şeye zarar verilmeyecek. Bundan emin olunuz Sayİn Meclis Başkanİm.
Tabi ben bunlarİ söylüyorum, zannediyorum ki biz biraz sonra arama yapacağİz. Ama nerde! Bakİn ve görün olanlarİ, olaylar nasİl gelişti.
Telefon bitti, inanİn içim bir garip oldu. Ben neyim ki, bir albay, il jandarma komutanİ. Beni arayan kim? Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Paşa’nİn Meclis Başkanİ, Türk Milleti’nin Meclisinde Başkan. Beni niye arİyor?
Jandarma annesinin evinde arama yapacak!
Niye yapacak?
Atatürk’ün kurduğu cumhuriyet yerine şeriatİ getirmeyi hedefleyen bir tarikat ya da cemaatin yaptİğİ izinsiz dini eğitimin önlenmesi ve faaliyetlerinin açİğa çİkarİlmasİ için!
Sizce de bu işte bir gariplik var değil mi? Bu işte bir yanlİşlİk var değil mi? Bir yanlİşlİk var, yanlİşlİğİn olduğu kesin. Kesin bir yanlİşlİk var da nasİl anlatmalİ? Size mutlaka anlatacağİm bu yanlİşlİğİ yeter ki siz bilin kim hangi şekilde?
Sonra basİnda yer aldİ bu olay, bildiğim Star gazetesinde Uzanlarİn. Aradİm haberi bulamadİm. Google’da araştİrdİm:
Arİnç'İn Evine İrtica Baskİnİ Tarih: 10.07.2003 Saat: 09:22 Konu: Hakimiyeti Milliye. Jandarma, Manisa'da irticai faaliyetlerde bulunulduğunu tespit ettiği .
www.hakimiyetimilliye.org/modules php?name=News&file=print&sid=336- 4k.
Bu sayfayİ açtİm, gene hayret: Bu Siteye Erişim Mahkeme Kararİ ile Engellenmiştir!
Neyse, bizim işimiz magazin değil; derdimiz halkİmİz, halka hizmet. Bilmek de hakkİmİz, halkİmİza kim hizmet eder! Dedim ya bu vakayİ size anlatmayacaktİm ama şimdi yazİyorum. Niye mi yazİyorum?
Aynİ Sayİn Arİnç, 23 Nisan konuşmasİnda laiklik kavramİ üzerine ve dini inançlar üzerine bir konuşma yapmadİ mİ Gazi Paşa’nİn Meclisinde? Peki, ne dedi?
İşte bunun için yazİyorum, gerçekleri bilesiniz diye. Biz, bize inanan vatan evlatlarİyla birlikte omuz omuza mücadele etmedik mi, teröriste karşİ, kaçakçİya karşİ, niye?
Ne için biz mücadele ettik? Hepimiz huzur ve mutluluk içinde bu güzel ülkede yaşayalİm diye.
Peki, şehitler, niye şehit? Geride bİrakacak evlatlarİmİz güvenli bir gelecek içinde yaşasİn diye.
Peki, bu şehitlerin ruhu melek olmuş gökyüzünden bizi seyretmiyor mu?
Demiyor mu, biz bu günleri görmek için mi, bunlarİ duymak için mi şehit olduk?

Biz şehitlerin canlİ tanİğİyİz. Biz onlarİn şahadetlerinin tanİğİyİz. Biz onlarİn niye şehit olduğunun tanİğİyİz. Biz onlara cevap veremeyiz bu konuda. Biz onlara bir şey diyemeyiz. Siz cevap vereceksiniz, bu ne iş, nasİl iş, siz anlatacaksİnİz.
Neyse biz gene konumuza dönelim. Mahkemeye müracaat ettik, bekliyoruz karar gelsin diye ve geldi. Bizim talebimiz yeterli delil olmadİğİndan reddedilmiş! Hayda! Tabi biz yargİya nasİl müdahale edelim! Peki, hani önce delil vardİ, bu delile dayanarak da arama kararİ verilmişti? şimdi ne oldu? şimdi ne değişti?
Her vatandaş gibi bir üst mahkemeye müracaat ettik, bu kararİnİn bozulmasİ için. Yanİlmİyorsam oldu akşam. İş kaldİ yarİna. Savcİ, çok sevdiğimiz saydİğİmİz insan, bizim gözlerimize bakİyor, ne diyeyim, ne söyleyeyim diye. Bir şey demesine gerek yok ki arif olan anlİyor zaten.
Biz gene döndük makama ve şu ünlü koltuğa oturduk. Haberci geldi. Dedi, komutan arİyor ama bu sefer açİkladİ, arayan genel komutan:
Albay Sarİzeybek, Manisa il jandarma komutanİ, emret komutanİm.
Evladİm, noldu? Gelişmeler nasİl?
Komutanİm, mahkeme talebimizi reddetti. Bir üst mahkemeye başvuruldu. Kararİ bekliyoruz. Bütün yasal yollarİ kullanİyoruz komutanİm.
Evde tedbirler devam ediyor mu?
Ediyor komutanİm. 24 saat esasİna göre tedbir aldİk. Komutanİm ayrİca Meclis Başkanİ Sayİn Arİnç aradİ. Eşyalara zarar verilmemesini istedi. Bilgilerinize arz ederim.
Başka bir şey dedi mi?
Demedi komutanİm. Bizimle çok nazik konuştu. Görevimize müdahale olacak bir şey demedi komutanİm.
Son alİnan dokümanlarİ da hemen bu gece kuryeye ver, doğrudan bana getirsin.
Emredersiniz komutanİm. Başka bir emriniz var mİ komutanİm. Sağolun komutanİm.
Ben hala anlamamİştİm bu iş ne işti? Bir yanda Meclis başkanİ, bir yanda genel komutan. Kendi kendime soruyorum acaba eksik bir şey mi yaptİk ya da kusur mu işledik, diye. Bir şey de bulamİyordum eksik ya da kusur ama bir gariplik vardİ bu işte.
Oldu ertesi gün. Merakla beklenen karar çİktİ. Üst mahkeme de talebimizi reddetti. Başkaca bir itiraz merci de kalmamİştİ. Durumu genel komutana bildirdim, ilgili kararlarİ istedi, gönderdim.
Tabi bu soruşturma başİmİza gelince başladİk biz bir dünü bir bugünü düşünmeye. şener Paşa İsrarla bu Arİnç olayİnİ takip etmiş, günlük gelişmeleri adİm adİm izlemiş ve her belgeyi CD ortamİnda bizden almİştİ yani bizim gönderdiğimiz kuryeden.
Olay önemliydi. Zeki ve fakir çocuklarİn bir örgüt marifetiyle tek tek tespit edilip vakİf adİ altİnda kurulan tarikat yurtlarİnda toplanmasİ, eğitimlerinin baştan sona takibi, kendi görüşleri doğrultusunda dini eğitime tabi tutulmasİ, üniversitelerden hocalarİn yaz aylarİnda bunlara özel eğitim verilmesi, bunlarİn tüm masraflarİnİn hayİrsever insanlarİmİz tarafİndan karşİlanmasİ, bu öğrencilerin okul sonrasİ yaşamlarİnİn denetlemesi, tüm bunlar sizce ne demektir?
Yurt içinde il il hatta birçok ilçede teşkilatlanma, yurt dİşİnda özellikle Kafkas ülkelerinde teşkilatlanma, her bir yerin sorumlusu, adres ve telefonlarİ ve bunlarİn içinde Sayİn Arİnç’İn annesine ait beş katlİ bina da var, tüm bunlar sizce ne demektir? Tüm bunlarİn amacİ nedir? Bunlara göz yummak ne demektir? Sonra Özkök Paşa aklİma geldi hani şu emekli olduğu sİrada Sayİn Arİnç’İ ziyaret edip ‘’ demokratikleşme sürecine katkİlarİnİz unutulmayacak’’ diyen Özkök Paşa. Dedim her hal demokrasi bu, laik cumhuriyete karşİ teşkilatlanmak!
Mesajla da bildirdik gelişmeleri, organize bir olayla karşİ karşİya kaldİğİmİzİ, hedefin laik cumhuriyet olduğunu dilimizin döndüğünce anlattİk. Planlİ dosyalar açtİk. Tüm illere durumdan haberdar ettik ve bölgelerindeki bu tür yerlerin kontrol altİna alİnmasİnİ istedik. Bilmiyorum ki acaba bizim dilimiz dönmemiş, dönmemiş de yaklaşan tehlikeyi mi anlatamamİştİk şener Paşa’ya? Niye bu olay yarİm kaldİ bilemiyorum.
Sonuçta ne oldu? Bize sorarsanİz bir hiç! Bu soruşturmanİn ülke çapİnda genişletilip şimdiye kadar çoktan bitmesi gerekirdi ama bitmedi. Uzun süre bekledim, gazetelerde manşetten bir haber göreyim diye. Bu vakİflarİn tüm mal varlİklarİna el konulduğunu, dini hür, vicdanİ hür, aklİ hür pİrİl pİrİl beyinleri barİndİran bu teşkilat yönetiminin devletimizin Atatürkçü kadrolarİna teslim edildiğini müjdeleyen bir haber! Aradan geçti yİllar, ben hala bekliyorum, umudum var Gazi Paşalardan.
Bizim olaya gelince, 30 yİldİr bu işi yapİyorum, böyle bir hukuki durumla ilk kez karşİlaşİyorum. şimdi ben kendi kendime soruyorum, tabi savcİ beyle de konuşuyoruz o da kendi kendine soruyor, elimizde bir arama kararİ var, bu karar da halen geçerli. Ne bu karar; No:5’de yeterli delil olduğundan arama yapİlmasİ kararİ. Ama no:5 te beş daire var. Karar kapsamİnİ genişletin dedik genişletmediler. Peki, bu verilmiş karar ne olacak? İnanİn unuttum şimdi. Ne yaptİlar, o kararİ da mİ iptal ettiler, yoksa öyle mi kaldİ, inanİn bilmiyorum.
Ama olay vahimdi aklİmda kalan; geniş çaplİ bir örgütlenme, parasİz yurtlar, yeme içme bedava, hep fakir ama zeki çocuklar, abiler, ablalar. Çocuk fakir ise ne yapsİn belki sizden bizden Atatürkçü ama ne yapsİn? Aslİnda devletin işi bu ama devlet yapmazsa bu işi, bir yapan bulunuyormuş demek.

Bu vaka Manisa adliyesinde. Tayinim çİktİğİ için fazla ilgilenemedim bu olayla ama görevimi yaptİm. şener Paşa var şimdilerin Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanİ. O bize anlatabilir bildiklerini, gördüklerini. Hadi eskiden askerdik siyaset bize uzaktİ ama ya şimdi? şener Paşa istediği gibi konuşabilir çünkü irtica ile mücadele şimdi asli görevi Paşamİn. Diyeceğim şu ki O biliyor, her şeyi biliyor. Belki bir gün çİkar, anlatİr tüm detaylarİ, nedir bu irticanİn abileri, ablalarİ, okullarİ, yurtlarİ, yurtiçi yurt dİşİ teşkilatlarİ, para kaynaklarİ anlatİr bize, biz de öğreniriz neler oluyor bu güzel memleketimizde.
Biliyorsunuz yargİya intikal etmiş bir olay hakkİnda konuşmak olmaz, yargİya müdahale olur. Sahi, şimdi sorayİm: Sizce yargİya nasİl müdahale olur, sesli mi sessiz mi?
Yakİnda Cumhurbaşkanlİğİ seçimleri olacakmİş. Sayİn Arİnç da Gazi Paşa’nİn makamİna aday olacakmİş! Neyse, biz kapkara düşünceler içerisine dalarİz ve de sorarİz kendimize ya Gazi Paşa duyarsa bunu?