| Şener Paşanın Soruları, Kurşun Gibi Ağır |
|
|
‘’Sayın Jandarma Genel Komutanı Tarafından Albay Erdal Sarızeybek’in Cevaplandırılması Emredilen Sorular[i]’’ Soru: Yalçın Tanfer adlı şahsın dilekçesinde Sayın J.Gn. K. için; ‘ çiçekten ve ağaçtan başka bir şeyden anlamaz ‘ dediğiniz iddia edilmektedir. Bu konudaki düşünceleriniz nereden kaynaklanmaktadır? Cevap: Ben, bu şahsa, askeri disiplin, adap ve terbiyeye uymayan böyle bir sözü söylemedim. Bir şahıs aleyhimde böyle bir iddiada bulunmuş olsa dahi; benim, Kuleli Askeri Lisesi ve Kara Harp Okulu’nda almış olduğum eğitim ve öğretim buna müsaade etmez. İkincisi ise, ben bu şahsı tanımam. Bir generalimizin ricası üzerine başlayan olayların akışı, tesadüfen ve kısa bir süre için beni bu şahısla karşılaşmak durumunda bırakmıştır. Soru:. Yalçın Tanfer adlı şahıs için Tuğg. Evci size ‘ Genelkurmay Başkanı’nın (Sayın Hilmi Özkök) adamıdır.’ demiş. Siz bu hususu sıralı amirlerinize bildirmeden, Kara Kuvvetleri Komutanı( Sayın Aytaç Yalman) ve Genelkurmay Başkanı’nın emir subaylarını arayarak neden sordunuz? Bu davranışınızın askeri disiplin kurallarına uyup uymadığı konusundaki düşünceleriniz nedir? Cevap : Tuğg. Evci, Şanlıurfa İl J. K. lığına tayinim çıktıktan sonra beni telefonla aradı. Yukarıda belirtildiği gibi bu şahıstan bahsederek ‘ anlatacaklarını dinlememi ve gereken ilgiyi göstermemi ‘ ifade etti. Bana söylemiş olduğu hususların yanlış olabileceğini bir an için olsa bile düşünmedim. Ben, Manisa il J. K. iken kendileri Foça tugay komutanı idi. Bağlısı olan Kırkağaç J. komando alay komutanlığına her gelişinde bana uğrardı ya da ben kendilerini karşılardım. Jandarma teşkilatı içerisindeki karşılaşmamız bu vesile ile olmuştur. Daha önceden herhangi bir görev münasebetiyle karşılaşmamıştık. İlişkilerimiz, bir astın bir üstüne karşılıklı göstermesi gereken sevgi ve saygıya dayalı bir ilişki çerçevesindedir. Bu çerçeve içerisinde bana söyledikleri hususu iyi niyetle yerine getirdim. Ancak, bu şahsın davranış ve anlatımları ve bana vermiş olduğu sözde istihbarat raporlarının içeriğinden şüphelendim. İlk anda duyduğum şüpheleri General Evci’ye olan saygımdan ötürü kendilerine soramadım. Btik araştırması sonucu şahsın uyuşturucu madde kaçakçısı olduğu ortaya çıkınca, kendilerini aradım. Bana‘ güvenebilirsin’ diye yineleyince, konuyla ilgili şüphelerim yok oldu. Ancak, merak saiki ile Salihli ilçe J. K. nına bu konuda araştırma yapmasını bildirdim. Bana gelen cevap ‘güvenilmez ‘ olduğu yolunda idi. Sonuçta; bir yanda generalim, diğer yanda şüpheli bir şahıs arasında kaldım. Elimde müspet bir delil olmadan tekrar arayıp, bu şahsın şüpheli olduğu hususunda ısrar etmemin saygısızlık olacağını düşündüm. Tereddüt içindeydim. Ancak bunu kimseye söyleyemiyordum. Zira ben yanılmış isem, bu kez haksız bir suçlamanın ezikliğini yaşayacaktım. K.K.K. emir subayı ile tanışıklığımız vardır. O’na başvurmayı askeri hiyerarşi içinde resmi bir müracaat değil, bir dosta danışmak olarak değerlendirmiştim. Dolayısıyla bu irtibatı ben, resmi bir müracaat şeklinde değil özel bir görüşme olarak düşünmüştüm. Ancak bu aşamada, bu olayı ilk amirime bildirmiş olsaydım, daha doğru hareket etmiş olacaktım, diye düşünüyorum. Soru: Yalçın Tanfer, J. misafirhanesinin 7 no.lu odasında bir kaç kez kaldığını iddia etmektedir. Sivil bir şahsın askeri bir tesisten yararlanmasına hangi yetki ile müsaade ettiniz. Amirinize haber verip izin aldınız mı? Almadıysanız niçin? Cevap: Tuğg. Evci benden bir ricada bulundu. Bunu emir telakki ettim. Tesiste şahsın kalmasına izin verdim. Tarafımdan kısa bir süre ağırlanan bu şahsın, müessif olaylara sebep olabileceğini düşünmedim. Soru: Bu yıl tuğgeneralliğe terfi eden (5) albaydan (2)’si sınıf subayıdır. Böyle bir kontenjan verilmesi komutanlık tarihinde ilk kez olmaktadır. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir? Cevap: Bugüne kadar, terfi sırasında olan kurmay subay ve sınıf subayı sayıları ve oranları konusunda hiçbir inceleme yapmadım ve mukayese etmedim. Bu yıl ki terfilerde dahi böyle bir mukayese düşüncem olmadı. Terfi eden personelin de buna layık olduğunu düşündüm ve bundan mutluluk duydum. Kurmay subay, sınıf subayı konusunda ise, Fransız jandarma subay okulunda öğrenim gördüğüm dönemde araştırma yapmıştım. Orada bu ayrım yoktu. Ancak, karargâh kursu, akademi gibi üst düzey kurs ve askeri ve mesleki öğretim vardı. Bu tür meslek içi üst düzey öğretim ve eğitim gören personel emsallerine göre daha çabuk yükseliyordu. Dolayısıyla, ben de tüm personelin jandarma olmasını, yaka işareti farklılığı olmamasını, ancak söz konusu kurs ve okulları başarı ile bitiren personelin emsallerine göre daha çabuk terfi etmesinin uygun olacağını düşünüyorum. Aynı uzman jandarma çavuş, astsubay ayrımı gibi. Bu personel arasında da ayrım olmaksızın okullardan hepsinin astsubay olarak mezun olmasını, mezuniyeti müteakip meslek içi eğitimden geçirilmelerini, belli bir yıldan sonra sınava tabi olmalarını, başarılı olanların daha çabuk yükselmelerinin uygun olacağını düşünüyorum. Zira, bu ayrım ortadan kalktığı zaman olumlu bir psikolojik etki yaratacak, çalışanın, okuyanın daha çabuk terfi etmesi sonucunu sağlayacaktır diye düşünüyorum. Soru: Gerek eski birliğinizde gerekse yeni birliğinizde ağaç dikmek için ne kadar zaman harcadınız? J.Gn.K.lığınızdan görevlerinizi yapmamanız konusunda herhangi bir emir aldınız mı? Cevap: Benim için bu faaliyetleri belli bir zaman dilimi ile sınırlamak mümkün görülmemektedir. Zira asli görevlerimin yanı sıra yaptığım sürekli bir faaliyettir. Bu faaliyetler, arazi tahsis işlemleri, fidan temini, fidan dikim zamanları gibi birçok faktöre bağlıdır. Eski birliğim için örnek verecek olursam, verdiğiniz emir ve direktiflere uygun olarak, her ilçede bir hatıra ormanı ihdas edilmiş ve personel başına 30 ağaç dikilmesi hedefinin üzerinde bir hedefe ulaşılmıştır. Buna ilave olarak, Celal Bayar üniversitesinde, ilk kez üniversite öğrencilerine il J.K.lığı tarafından ağaç ve insan konulu bir konferans verilmiş, müteakiben il protokolü, askerler ve öğrenciler tarafından aynı gün üniversite bahçesine 2000 fidan dikilmiştir. Ayrıca, fakirlikten ötürü köylerini terk etmeye başlayan Yunt Dağı köylüleri için, hem göçü önlemek hem de fakir köylüye gelir sağlamak maksadıyla Manisa Ticaret Borsası ile il J. K. lığının işbirliği ile ücretsiz olarak zeytin fidanı temin edilmiş, yanlış hatırlamıyorsam 150 dönüm fakir köylü arazisine zeytin fidanı törenle dikilmiştir. Bunu örnek alan il valiliği yaklaşık 300 dönüm araziye daha tarım müdürlüğü vasıtasıyla zeytin fidanı dikimi yapmış, bu faaliyet aydın J. Blg. K. lığınca örnek gösterilerek, İzmir bölgesinde Yunt Dağı batısında kalan bu durumdaki köylüler içinde benzer faaliyetler uygulanmıştır. Benzer şekilde yine Manisa il J. K. iken, kaçak yapılaşmayı ve orman kıyımını engellemek maksadıyla, iç göçten kaynaklanan riskler göze alınarak, il valiliği ile temasa geçilmiş, Manisa’nın en güzel mesire yeri olan 7 dönümlük ormanlık alanın içindeki tesisleriyle birlikte jandarma tahsisi sağlanmış ve bu tesis halen Vali Parkı Jandarma Tesisleri olarak faaliyet göstermektedir. Arma dergisinde de örnek çalışma olarak yer almıştır. Aynı dönemde emir komuta etmiş olduğum Manisa il J. K. lığı denetleme başkanlığı tarafından denetlenmiş ve personelimin büyük bir çoğunluğu zat-ı âlinizin takdirlerine mazhar olmuştur. Yukarıda saydığım faaliyetler vermiş olduğunuz emirlerden ana fikrinizi idrak etmiş bir subay olarak bizzat benim yönetimimde personelim tarafından gerçekleştirilmiştir. İçinde ağaç sevgisi olmayan, durumdan vazife çıkarmak anlayışına sahip olmayan, yalnızca verilen emirleri, emri yerine getirmiş olmak için yapmak zihniyetine sahip olan bir subayın, yukarıda saydığım çalışmaları yapıp yapmayacağını takdir etmek yetkisi zat-ı âlinizindir. Üstelik bu faaliyetler, asli görevler aksatılmadan yapılmış olup bu durum da 2003 yılı denetleme başkanlığı denetleme sonuç raporu ile teyit edilmiştir. Şimdiki görev yerimle ilgili olarak; göreve başlar başlamaz ticaret borsası ve ziraat odası başkanları ile koordine ederek, yeni öğretim yılı başlaması nedeniyle fakir öğrenciler için 7,5 milyar tutarında kırtasiye malzemesi ve okul çantası temin edip fakir öğrencilere dağıtılmasını sağladım. Yine ticaret borsası ile belediye ile koordineli 4000 fidan temin edilmiş, üniversite kampüsünde dikim yerleri hazırlanmış ve 10 Kasım Atatürk’ü anma programı çerçevesinde öğrenci, Atatürk’ün izcileri gurubu ve askerlerle fidanların dikimi sağlanacaktır. Önceden tahsisli 30 dönümlük bir arazinin 10 dönümü fidanlık olarak hazırlanmış olup kalan 20 dönüme meyve fidanı dikimi için çalışmalar devam etmektedir. Kaçak yapılaşmanın yoğun olduğu, Şanlıurfa girişindeki Akabe mevkiinde 6.000 dönüm arazinin jandarmaya tahsisi için valilik mutabakatı sağlanmış, diğer kuruluşlarla yazışmalar yapılmış olup bitirilme aşamasındadır. Bu arazide gerçekleştirilecek ormanlık alan projesi ile ilgili olarak borsa başkanlığından mali destek sözü alınmıştır. Yalçın Tanfer isimli bir şahsın, benim ne özel ne de mesleki hayatımda bir yeri vardır. Yukarıda sayılan hususlar, yurduma ve ulusuma hizmet anlayışı içinde, sizin bize vermiş olduğunuz emir ve direktifler çerçevesinde yapılmıştır. Ben bu çalışmaları yaptığım dönemlerde zaten Yalçın Tanfer isimli bir şahıs benim hayatımda yoktu. Yapmış olduğum çalışmaların, inandığım fikirlerin de bir göstergesi olduğunu ifade ederek, bu şahsın iddiaları içerisinde değerlendirilmemesi hususu takdirlerine maruzdur. Soru: Sizce jandarmanın görevleri nelerdir? Atatürk’ün izcileri, Fransa’da JÖAK timinin faaliyetleri, irtica ve terörle mücadele gibi hususların jandarmanın görevleri ile ilgili olmadığını mı düşünüyorsunuz? Cevap Jandarmanın mevzuatta belirtilen görevlerinin yanı sıra en önemli görevinin ulusuna yardım ve hizmet etmek olduğuna inanmaktayım. Jandarma dergisinin muhtelif sayılarında yer alan inceleme yazılarında da belirttiğim gibi, Fransız jandarma teşkilatı içerisinde yer alan mağara timleri, deniz jandarması, dağ jandarması, sualtı timleri gibi özel kuruluşlar yalnız adli tahkikat yapmak için kurulmadığı bilinmektedir. Bunların kurulmasında ana amaç, herhangi bir zor durumda halka yardım etmek içindir. Ve Fransız jandarmasında halka yardım asli görevdir. Ben de bunun asli görev olduğuna inanmaktayım. Ancak, Fransız jandarması, bizim içinde bulunduğumuz sorunlarla karşı karşıya değildir. Hiçbir ülkeye benzemeyen ve tarihten gelen özelliklerimiz ve sorunlarımızın olduğunun bilincindeyim. İrticai unsurların hem yurt içi hem de yurt dışı yoğun, planlı ve programlı çalışmaları mevcuttur. Küçük yaştaki beyinleri kendi görüşleri doğrultusunda yıkayarak, amaçlarına uygun bir nesil yaratmak hesabında olduklarını düşünmekteyim. Zira yeni yetişen neslin büyük bir çoğunluğunu ele geçirdikleri zaman silahlı bir başkaldırıya gerek olmayacak, anayasa ile cumhuriyetimizin temel nitelikleri korunmuş olsa dahi, yönetim kademesi ele geçirildiğinde fiilen şeriat uygulanacaktır. İrticai unsurlar düzeyinde olmasa da, yıkıcı ve bölücü unsurların da kendi görüşlerine paralel benzer faaliyetleri ülkemizde mevcuttur. Sizin emir ve direktifleriniz doğrultusunda hayata geçirilen Atatürk’ün izcileri gurubunun; yukarıda saydığım zararlı faaliyetlerin karşısında durabilecek, Atatürkçü düşünce sistemini benimsemiş, yurduna ve ulusuna ve onun bölünmez bütünlüğüne gönülden bağlı, ulusuna hizmeti görev addeden bir nesil yaratmak için oluşturulmuş bir çekirdek olduğuna inanıyorum. Bu inançla yapılacak çalışmaların belli bir zaman aralığı içerisinde, Atatürk cumhuriyeti’nin sağlam bir bekçisi olacak yeterli bir gücü oluşturacağını düşünmekteyim. Bu düşünceden hareketle, Şanlıurfa’da göreve başladıktan sonra ve yine sizin emirleriniz çerçevesinde her jandarma karakolu için bir okul olmak üzere toplam 55 kardeş okul ilan edilmiş, her ilçede kendi adıyla anılan 11 Atatürk’ün izci gurubu oluşturulmuştur. Törenle izci fularları takılmış ve yeminleri ettirilmiştir. Bugün için sayıları 287’dir zamanla bu sayı artırılacaktır. Görev yapmış olduğum Manisa’da, irticai unsurlardan nurcuların okuyucular gurubu tespit edilmiş, beş adet dershaneleri kapatılmış ve yasal işlem yapılmıştır. Yapılan soruşturma çerçevesinde, TBMM Bşk. Bülent Arınç’a ait olduğu tespit edilen bir illegal dini eğitim merkezine müdahale edilmek istenmiş, ancak adli makamlarca bu faaliyetimiz engellenmiş ve bu husus tarafımdan zat-ı âlinize detaylı olarak arz edilmiştir. Yine bu kapsamda bu irticai unsurun yurt içi teşkilatlanması ortaya çıkarılmış ve ülke genelinde soruşturma başlatılmıştır. Yeni görevim esnasında da, Ceylanpınar ilçesinde uzun yıllardır faaliyet gösteren bir illegal dini eğitim merkezine polis bölgesinde olmasına rağmen savcılığın izniyle müdahale edilmiş, dershane kapatılmış ve sorumluları hakkında yasal işlem yapılmıştır. Benzer şekilde merkez ilçede faaliyet gösteren menzil gurubuna ait bir eğitim merkezine müdahale edilerek yasal işlemler yapılmıştır. Halen Manisa’da başlatılan tahkikatın devamı olarak, Şanlıurfa polis bölgesinde faaliyet gösteren nurculara ait iki merkez tespit edilmiş olup delil toplama çalışmaları devam etmektedir. Birliğimle beraber terörle yaptığım mücadele sonucu; TSK. Liyakat madalyası, üstün cesaret ve feragat, harekât, muharebe harekât şerit rozetlerine layık görülmüş bir subay olarak, irtica ve terörle mücadelenin hem jandarmanın hem de her Türk gencinin birinci vazifesi olduğunu düşünüyorum. JÖAK’la ilgili olarak, Fransa’da Haziran 2003 ayında gerçekleştirilen uluslar arası tatbikatta, Türk jandarma heyetinin başkanı olarak görev yaptım. Tatbikatta Türk jandarması, katılan ülkeler içerisinde haklı bir başarı sağlamış, tüm gözlemcilerin takdirini kazanmıştır. JÖAK’ın jandarmanın gururu olduğuna inanıyorum. Soru: J.Gn. K.lığının kapasitesi konusunda bir sivil şahısla görüşerek niçin fikir beyan etme ihtiyacı duydunuz? Siz kendinizi çok değerli mi buluyorsunuz? Değerli yanlarını alt alta sıralayınız? Teşkilata bugüne kadar neler yaptınız? Cevap: Yalçın Tanfer isimli şahısla benim, J.Gn.K.lığının kapasitesi hakkında görüş alışverişinde bulunmam, benim tabiatıma aykırıdır. Bu zafiyeti gösterebilecek bir niteliğe sahip olmadığımı düşünüyorum. Hakkında adli tahkikat yürütülmekte olan bu şahısla ilgili tüm gerçekler ortaya çıktığı zaman, bu şahsın yapmış olduğu iddiaların asılsız, mesnetsiz ve hiçbir delile dayanmadığı, yürütülen soruşturmanın seyrini değiştirmek amacını taşıdığının da ortaya çıkacağına inanıyorum. Kendim gibi her insanın değerli olduğuna ve insanların güzel olan her şeye layık olduğuna inanıyorum. Kendimi geliştirmek, ulusuma ve teşkilatıma hizmet etmek için çalıştım. Yapmış olduğum hizmetlerin karşılığında bana tevcih edilen ödüller şahsi dosyamda mevcut olup, 2003 yılında zat-ı âliniz tarafından üç kez takdirname, bir kez eğitim ve öğretimde başarı şerit rozetine layık görüldüm. Denetleme başkanlığınca yapılan 2003 yılı denetlemesinde emir komuta ettiğim karargâhım ve bir ilce j. k. lığı denetlenen birlikler içerisinde ilk sıralarda yer alma başarısını gösterdi. Kendi çabam ve gördüğüm kurslarla çok iyi derecede Fransızca öğrendim. J. Gn. K. düzeyinde uluslar arası karşılıklı ziyaretlerde, tercümanlık ve protokol şube müdürlüğü görevlerini ifa ettim. Fransız dil okulu ve subay okulunu diğer yabancı öğrencilere göre üstün başarı ile bitirdim. Fransa’da ülkemi ataşe yardımcısı olarak temsil etme şerefine nail oldum. Albay rütbesinde Celal Bayar üniversitesinde yüksek lisans yaptım. Bunun sonucu olarak ‘Türkiye’de adli kolluk nasıl kurulur’ konusunda bilimsel kitap yazdım. Bu kitap halen J. Gn. K.lığının ilgili başkanlıklarınca incelenmektedir. Yüzbaşı rütbesinde Fransa’da yaptığım öğrenimi müteakip Fransız jandarmasını en ince detayına kadar inceledim. Yaptığım incelemeler konusunda jandarma dergisinde yazılar yazmak suretiyle personel arasında bilgi akışını sağlamaya çalıştım. Bunlar arasında; uluslar arası ilişkiler ve teşkilatlanma, deniz jandarması, dağ jandarması gibi özellik arz eden konular yer almaktadır. J.Gn.K.lığı karargahında 3.5 saat süreli brifing vermek suretiyle Fransız jandarmasının bilinmeyen yönlerini aydınlatmaya çalıştım.FİEP adı ile bilinen Avrupa jandarması birliğine ait yabancı yayınları tercüme ettim. Komutanlığı bilgilendirdim ve Türk jandarmasının bu birliğe üye olması için ilk girişimleri başlattım. J.Gn.K.lığının katılım için ilk niyet mektubunun verilmesine aracı oldum. Manisa vali parkı jandarma sosyal tesislerinin teşkilatımıza kazandırılmasında çabalarım oldu. Spil dağı polis bölgesinde bulunan bu bölgenin jandarma sorumluluk bölgesine devredilmesini gerçekleştirdim. Ve buraya jandarma geçici asayiş karakolu açılmasını sağladım. Kamu desteği ile Manisa’da erbaş ve erlere için hizmet binasının faaliyete geçmesini sağladım. Arzu edilen düzeyde değerlere sahip olmayabilir ve teşkilatıma gereğince hizmet edememiş olabilirim ancak, iyi niyetle hizmet etme arzusunu hiç yitirmedim. Soru: Bilgilendirme kapsamında icra edilen faaliyetlerin jandarmanın görevleriyle ilgili olmadığını mı düşünüyorsunuz? Niçin? Cevap: Yukarıda açıkladığım ve fiilen icra ettiğim faaliyetlerin, kamuyu ve personelimizi bilgilendirme konusuna inandığımın bir göstergesi olduğunu düşünüyorum. Soru: J.Gn. K. nın yakını olduğunu iddia eden birinin taleplerinin yerine getirilmemesi ve bu tür müracaatların sıralı amirlere ve J.Gn.K.lığına ivedi bildirilmesi konusunda yayınlanan emre niçin uymadınız? Cevap: Başlangıçta açıkladığım gerekçelerden dolayı, yaşadığım olayın belirtilen emir kapsamının ötesinde ayrı bir özellik taşıdığını düşünüyorum. Arz ederim. 01.11.2003 Erdal Sarızeybek J. Kd. Albay Şanlıurfa il J. Komutanı
Hepsini doğal karşıladım, karşıladım ama şu yedinci soru yok mu şu yedinci soru çok ağır geldi bize. Hani şu: ‘’ Siz kendinizi çok mu değerli buluyorsunuz, değerli yanlarınızı alt alta sıralayınız’’, diyen soru. Bilmem ki insan olan insana böyle bir soru sorulabilir miydi? Ya da bir insana ‘’ sen değerli misin’’ diye bir soru, soruşturma kapsamında dahi olsa sorulabilir miydi? Değerli yönlerinizi alt alta sıralayınız demek ne demekti? İnanın şu beyninden vurulmuşa dönmek ne anlama geliyorsa işte ben öyle oldum ve vuruldum. Amaç neydi ki bu sorudan, aşağılamak mı? Anlamadım hala da anlayamadım niye sordular bu soruyu? Önce bu sorulara cevap vermek istemedim. Levent Paşa’ya, bu sorulara cevap vermeyeceğim dedim ama o her zaman ki kibarlığıyla’’ Erdal, bu sorulara cevap vermelisin zira komutan bizzat kendi yazdırdı bu soruları’’ dedi. Derin iç geçirdim. Aklım hala yedinci sorudaydı. Neyse, dedim. Akşam başladım, sabah gün doğarken cevaplarımı yazmış ve bitirmiştim. Ama şu yedinci soru var ya şu yedinci soru hala aklımda. Şimdi bile ağır geliyor. Şimdi bile anlayamıyorum ve hiçbir zaman da anlayamayacağım şu yedinci soruyu Şener Paşa neden bana sordu? Hâlbuki bizi iyi tanır. Ne olup ne olmadığımızı da iyi bilir. Peki, bu sorular niye? Bizden istenen ağır bir suçluluk psikozuna girmemiz midir? Girip de gizlenmeye çalışılan gerçekleri görmezden gelmemizin istenmesi midir? Bu sizce hedef şaşırtmak olabilir mi? [i] Hakim Yüzbaşı Mehmet Şimşek tarafından el ile yazılmış ve Eruygur Paşa tarafından cevaplamamız istenen dokuz adet soru. |





Ya Gazi Paşa Duyarsa 